Çin Felsefesine Giriş

Yeni belgeler Çin uygarlığının sanıldığı kadar eski olmadığını, İ.Ö. 1000 yıllarında başladığını göstermiştir. İ.Ö.4500 yıllarında Çin topraklarında Moğol tipinde ve neolitik uygarlıkta bir halk yaşıyordu. Bu halkın Tibet, Türk ve Tai karışımı olduğu sanılmaktadır. İ.Ö. 2000 yıllarına doğru bu halkın iki ayrı kültür düzeyinde gelişmeye başladığı ve bu...
Continue reading

Hint Felsefesine Giriş

Hint felsefesi geleneksel olarak ruhsal ve gizemsel bir felsefedir. Hindistan genellikle ruhsal felsefenin beşiği sayılır. Hindistan’da en basit inançlar bile bir felsefe değeri taşır. Hint felsefesi dört döneme ayrılır: 1. İÖ 15. yy’dan İ.S 6.YY’a kadar süren Vedik dönem 2. İS 6. yy ’dan 10 YY’a kadar süren...
Continue reading

İslam Felsefesine Giriş

Ortaçağ felsefesinin bir diğer önemli ve özgün felsefe geleneği İslam felsefesidir. İslam felsefesi, Batı’nın Patristik felsefenin ardından ağır bir “Karanlık Çağ”a girdiği sırada, kültür tarihinde özellikle bilginin sadece korunmasına değil fakat yeni katkılarla zenginleşmesine önemli katkılarda bulunmuş; bu anlamda, antik felsefe ile 12. yüzyıl sonrası Skolastik Hıristiyan felsefesi...
Continue reading

20.yy Felsefesinin Genel Özellikleri

Felsefenin 20. yüzyıldaki gelişim seyrini izleyebilmek, onun başka çağlardaki gelişimini takip edebilmekle kıyaslandığında, alabildiğine zor ve zahmetli bir iş olarak karşımıza çıkar. Bunun da en önemli nedeni, bütün çağların en uzunu olan 20. yüzyılda çınar sayısının, yani felsefeye katkı yapmış olan filozof sayısının hiç olmadığı kadar çok, hatta...
Continue reading

19.yy Felsefesi

19.yy Felsefesinin Genel Özellikleri Kant’ın 1804 yılındaki ölümü, Aydınlanmanın sonuna işaret eder. 19. yüzyılla birlikte, yeni felsefi problemler ve yeni felsefe kavrayışları ortaya çıkar. Nitekim bu yüzyıl, felsefede, şimdiye kadar görülmemiş bir çeşitliliğin yaşandığı bir çağ olarak kendini gösterir. Rönesans’ta insan entelektüel olarak matematiğin ve doğa biliminin yükselişi...
Continue reading

Aydınlanma Felsefesinin Genel Özellikleri

İngiliz Ampirisizmi ve Aydınlanması On yedinci yüzyılın son çeyreği, Batı felsefesinde Aydınlanmanın başladığı dönem olarak bilinir.Aydınlanmanın kurucu babaları ise Isaac Newton ve John Locke’tur. Newton, çağının büyük bilimsel dehalarının en sonuncusuydu ve onun 1687 yılında yayınlanan Philosophiae Naturalis Principia Mathematica [Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri] adlı eseri, Kopernik ve...
Continue reading

17. YY Felsefesi

Modernlik Ruhunun İlk Büyük Temsilcileri Modern felsefe daha ilk aşaması ya da uğrağından başlayarak, yani Francis Bacon ile Thomas Hobbes’tan itibaren, yeni zamanlarda kozmosun parçalanmasının yarattığı sonuçların etkisi altında gelişir. Kozmosun parçalanması, elbette her şeyden önce İlkçağ ile Ortaçağ felsefesine damgasını vuran klasik dünya görüşünün ya da teleolojik...
Continue reading

Rönesans Felsefesine Giriş

Rönesans felsefesi bir geçit döneminin, yani Avrupa uygarlığının yaklaşık bin yıl süren Ortaçağı ile Yeniçağ arasındaki dönemin felsefesidir. Tarihsel olarak 1400 ile 1600 yılları arasında kalan dönemi ifade eder. İşte bu dönemde geliştirilen ve Ortaçağ ile modern Yeniçağ felsefesi arasında bir tür köprü görevi üstlenen felsefeye Rönesans felsefesi...
Continue reading

Ortaçağ Felsefesine Giriş

Ortaçağ felsefesi hakkında dile getirebileceğimiz bir durum, bu dönemin içinde ele alınan Latince yazan isimlerin neredeyse tümünün kendilerini filozof olarak değil,fakat ilahiyatçı olarak görmeleridir.  Onlara göre filozof, antikçağda yaşamış ve yapıtlarını kaleme almış olan Platon ve Aristoteles’tir. Ortaçağ filozoflarına göre felsefe, dinin hizmetinde (ancilla theologiae) bir etkinlik olarak...
Continue reading

Aristoteles Kimdir ? Yaşamı ve Eserleri

Platon ile birlikte Batı felsefesinin en büyük iki düşünüründen biri olarak kabul edilen Aristoteles, MÖ 384/3 dolaylarında Trakya’daki Stageira’da doğmuş ve henüz genç yaşlarda Atina’ya giderek Platon’un Akademia’sına girmiştir. Antik çağın bu en önemli felsefe okulunda yirmi yılı aşkın bir süre kalmış, bu süre zarfında hocası Platon’un felsefi...
Continue reading

Platon Kimdir ? Platon’un Yaşamı ve Yapıtları

Platon, hiç kuşkusuz felsefe tarihinin en büyük düşünürlerinden biridir. Ardında, etkisi yüzyıllarca süren ve günümüze dek ulaşan büyük bir düşünsel miras bırakmış ve felsefe tarihinin sistematik çağının başlangıcı olmuştur. Platon, MÖ 427/428 yılı dolaylarında, Atina’da doğdu. Ailesi Atina’nın ileri gelenlerindendi. Çocukluğundan itibaren iyi bir eğitim aldı; sporla, şiirle...
Continue reading

Sokrates Kimdir ? Sokratik Yöntem Nedir

Bir Atina yurttaşı olarak Annesi ebe, babası ise heykeltıraş olan Sokrates’in felsefe tarihinde bırakılan en belirgin izlere sahip olduğu söylenebilir. Bunun iki nedeni olabilir: Bunlardan birincisi, kendi yaşamasıyla, içinde bulunulan durum her ne olursa olsun, insanın iyiye ve doğruya yönelebileceğini, insan hayatında erdemin ne derece önemli bir yer...
Continue reading

Neden Felsefe Okumalıyız ?

Felsefe size ün, servet elde etmek ya da çalıştığınız yerde ilerlemek için yardım sağlamaz; size ünlü kişilerin övgüsünü kazandırmada, diğer insanlarla ilişkilerinizde daha kibar ve geçimli olmanıza da yardımcı olmaz. Felsefe okumakla huyunuzun daha soylu olacağını ya da halkın ‘’Filozofça tavır’’ dediği o çok aranan tavrı kazanacağınızı da...
Continue reading

Bilinen Felsefe Nasıl Başlamıştır ?

Felsefe Nedir ? Felsefe, sözcük anlamıyla “bilgelik sevgisi”, “bilgelik arayışı anlamına gelir. Felsefenin aradığı bilgelik çok şey bilme,ukala olma anlamına gelmediği gibi, bilge kişi de doğallıkla “bilgili kişi” anlamına gelmez. Bilge kişi, düşüncenin içinde olan, olup bitenlerin gerisindeki gerçek nedenleri bulmaya çalışan, hayatı doğru kavrayan, hemen her şey...
Continue reading

İlk Çağ Felsefesi özet

Felsefe sözcüğünün anlamını ifade etmek. Felsefe, Eski Yunancada Philos-sophos’tur. Sophos’un temel anlamları, kişinin üzerinde çalıştığı konu veya konularda bilgili ve maharetli olmasıdır. Çeşitli mesleklerde bilgili ve maharetli olmak, daha sonra, felsefe konularında bilgili ve maharetli olmak anlamında da kullanılmaya başlanmıştır. Bugün dilimize felsefe olarak yerleşmiş olan sözcüğün Antik...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm8

G. AYDINLANMA (EL-İŞRÂK) FELSEFESİ: ES-SÜHREVERDÎ İşrâkîliğin kurucusu olan Şihâbüddün Yahya b. Habeş es-Sühreverdî (ö. 586/1191), 549/1154’te İran’ın kuzeybatısındaki Sühreverd köyünde doğdu. Merağa’da Mecdüddin el-Cîlî’den felsefe ve kelam okudu, daha sonra İsfahan’da Fahreddin el-Mardînî’nin derslerine katıldı. İran, Anadolu ve Suriye’deki çeşitli şehirleri dolaşan Sühreverdî, Selahaddin Eyyûbî’nin oğlu Halep emiri...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm7

D.YEMİN VE DİN HUKUKU 1.Yemin : Malik b Enes Tam adı Ebû Abdillâh Mâlik b. Enes b. Mâlik b. Ebî Âmir el-Asbahî el-Yemenî (ö. 179/795)’dir. Maliki mezhebinin imamı olup sayılı muhaddis ve müçtehit fakihlerindendir. İmam Mâlik hadis ilminde otorite kabul edilmiş, hadislerin sıhhat ve senetleri konusundaki bilgisi muhaddislerce...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm6

IV. HUKUKTAKİ GELİŞMELER İslam’ın bir ideolojisinden bahsetmek mümkün olsaydı bu “evrensel barış” olurdu. İslam bunu bir ideoloji haline getirmemişse de onun temel amacının evrensel barış olduğu kolaylıkla iddia edilebilir. Evrensel barış idealinin gerçekleşmesi için gereken adalettir. İslam hukuk felsefesine göre mutlak adalet, ancak Allah tarafından gerçekleştirilebilir. İslam hukuk...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm5

II – SİYASET, DEVLET VE BÜROKRASİDE GELİŞMELER İslam, hiçbir şekilde bir devlet modeli önermemiştir. Bunun en somut delili, bizzat Kur’ân’ın kendisi ile Hz. Muhammed’in vefat ederken bir halife tayin etmemiş olmasıdır. Ancak İslam, devletin siyasi, iktisadi ve hukuki ilkelerini belirlemiştir. Yönetim şekli anlamına gelmek üzere, toplum ve devlet...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm4

III – TOPLUM-DİN-DEVLET İLİŞKİLERİNDE GELİŞMELER Batı’da din ve devlet ilişkisinden bahsedilen bir bağlamda, doğal olarak kilise ve ruhban sınıfı birinci sırayı işgal eder. İslam’daysa bir ruhban sınıfı mevcut olmadığı gibi, kilise anlamında bir dini kurumlaşma da söz konusu değildir. Dolayısıyla din ve devlet ilişkisi söz konusu olunca, İslam...
Continue reading