Ortaçağ Felsefesine Giriş

Ortaçağ felsefesi hakkında dile getirebileceğimiz bir durum, bu dönemin içinde ele alınan Latince yazan isimlerin neredeyse tümünün kendilerini filozof olarak değil,fakat ilahiyatçı olarak görmeleridir.  Onlara göre filozof, antikçağda yaşamış ve yapıtlarını kaleme almış olan Platon ve Aristoteles’tir. Ortaçağ filozoflarına göre felsefe, dinin hizmetinde (ancilla theologiae) bir etkinlik olarak...
Continue reading

Aristoteles Kimdir ? Yaşamı ve Eserleri

Platon ile birlikte Batı felsefesinin en büyük iki düşünüründen biri olarak kabul edilen Aristoteles, MÖ 384/3 dolaylarında Trakya’daki Stageira’da doğmuş ve henüz genç yaşlarda Atina’ya giderek Platon’un Akademia’sına girmiştir. Antik çağın bu en önemli felsefe okulunda yirmi yılı aşkın bir süre kalmış, bu süre zarfında hocası Platon’un felsefi...
Continue reading

Platon Kimdir ? Platon’un Yaşamı ve Yapıtları

Platon, hiç kuşkusuz felsefe tarihinin en büyük düşünürlerinden biridir. Ardında, etkisi yüzyıllarca süren ve günümüze dek ulaşan büyük bir düşünsel miras bırakmış ve felsefe tarihinin sistematik çağının başlangıcı olmuştur. Platon, MÖ 427/428 yılı dolaylarında, Atina’da doğdu. Ailesi Atina’nın ileri gelenlerindendi. Çocukluğundan itibaren iyi bir eğitim aldı; sporla, şiirle...
Continue reading

Sokrates Kimdir ? Sokratik Yöntem Nedir

Bir Atina yurttaşı olarak Annesi ebe, babası ise heykeltıraş olan Sokrates’in felsefe tarihinde bırakılan en belirgin izlere sahip olduğu söylenebilir. Bunun iki nedeni olabilir: Bunlardan birincisi, kendi yaşamasıyla, içinde bulunulan durum her ne olursa olsun, insanın iyiye ve doğruya yönelebileceğini, insan hayatında erdemin ne derece önemli bir yer...
Continue reading

Neden Felsefe Okumalıyız ?

Felsefe size ün, servet elde etmek ya da çalıştığınız yerde ilerlemek için yardım sağlamaz; size ünlü kişilerin övgüsünü kazandırmada, diğer insanlarla ilişkilerinizde daha kibar ve geçimli olmanıza da yardımcı olmaz. Felsefe okumakla huyunuzun daha soylu olacağını ya da halkın ‘’Filozofça tavır’’ dediği o çok aranan tavrı kazanacağınızı da...
Continue reading

Bilinen Felsefe Nasıl Başlamıştır ?

Felsefe Nedir ? Felsefe, sözcük anlamıyla “bilgelik sevgisi”, “bilgelik arayışı anlamına gelir. Felsefenin aradığı bilgelik çok şey bilme,ukala olma anlamına gelmediği gibi, bilge kişi de doğallıkla “bilgili kişi” anlamına gelmez. Bilge kişi, düşüncenin içinde olan, olup bitenlerin gerisindeki gerçek nedenleri bulmaya çalışan, hayatı doğru kavrayan, hemen her şey...
Continue reading

İlk Çağ Felsefesi özet

Felsefe sözcüğünün anlamını ifade etmek. Felsefe, Eski Yunancada Philos-sophos’tur. Sophos’un temel anlamları, kişinin üzerinde çalıştığı konu veya konularda bilgili ve maharetli olmasıdır. Çeşitli mesleklerde bilgili ve maharetli olmak, daha sonra, felsefe konularında bilgili ve maharetli olmak anlamında da kullanılmaya başlanmıştır. Bugün dilimize felsefe olarak yerleşmiş olan sözcüğün Antik...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm8

G. AYDINLANMA (EL-İŞRÂK) FELSEFESİ: ES-SÜHREVERDÎ İşrâkîliğin kurucusu olan Şihâbüddün Yahya b. Habeş es-Sühreverdî (ö. 586/1191), 549/1154’te İran’ın kuzeybatısındaki Sühreverd köyünde doğdu. Merağa’da Mecdüddin el-Cîlî’den felsefe ve kelam okudu, daha sonra İsfahan’da Fahreddin el-Mardînî’nin derslerine katıldı. İran, Anadolu ve Suriye’deki çeşitli şehirleri dolaşan Sühreverdî, Selahaddin Eyyûbî’nin oğlu Halep emiri...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm7

D.YEMİN VE DİN HUKUKU 1.Yemin : Malik b Enes Tam adı Ebû Abdillâh Mâlik b. Enes b. Mâlik b. Ebî Âmir el-Asbahî el-Yemenî (ö. 179/795)’dir. Maliki mezhebinin imamı olup sayılı muhaddis ve müçtehit fakihlerindendir. İmam Mâlik hadis ilminde otorite kabul edilmiş, hadislerin sıhhat ve senetleri konusundaki bilgisi muhaddislerce...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm6

IV. HUKUKTAKİ GELİŞMELER İslam’ın bir ideolojisinden bahsetmek mümkün olsaydı bu “evrensel barış” olurdu. İslam bunu bir ideoloji haline getirmemişse de onun temel amacının evrensel barış olduğu kolaylıkla iddia edilebilir. Evrensel barış idealinin gerçekleşmesi için gereken adalettir. İslam hukuk felsefesine göre mutlak adalet, ancak Allah tarafından gerçekleştirilebilir. İslam hukuk...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm5

II – SİYASET, DEVLET VE BÜROKRASİDE GELİŞMELER İslam, hiçbir şekilde bir devlet modeli önermemiştir. Bunun en somut delili, bizzat Kur’ân’ın kendisi ile Hz. Muhammed’in vefat ederken bir halife tayin etmemiş olmasıdır. Ancak İslam, devletin siyasi, iktisadi ve hukuki ilkelerini belirlemiştir. Yönetim şekli anlamına gelmek üzere, toplum ve devlet...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm4

III – TOPLUM-DİN-DEVLET İLİŞKİLERİNDE GELİŞMELER Batı’da din ve devlet ilişkisinden bahsedilen bir bağlamda, doğal olarak kilise ve ruhban sınıfı birinci sırayı işgal eder. İslam’daysa bir ruhban sınıfı mevcut olmadığı gibi, kilise anlamında bir dini kurumlaşma da söz konusu değildir. Dolayısıyla din ve devlet ilişkisi söz konusu olunca, İslam...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm3

B.ARAPÇA    Arapça, her ne kadar gelişmiş bir lisan idiyse de, İslam’dan önce bilimsel bir inceleme konusu olarak görülmemiştir. İlk Arapça dilbilgisi teorisinin, Ali b. Ebî Tâlib tarafından kaleme alındığı, daha sonraysa bu teorinin İran kökenli Müslüman Ebû’l-Esved ed-Duelî tarafından geliştirildiği kabul edilir. Arap dilbilgisinin kuruluşunda, özellikle Arap olmayan...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm2

II – DÖNEMİN DİL VE EDEBİYATI A. TÜRKÇE Türkler, İslam medeniyeti dairesine dâhil olmakla, artık İslam tarihinin de doğal bir parçasıdır ve İslam dilleri olmak bakımından Türkçeden kıdemli olan Arapça ve Farsça, hem telif eserleri hem de klasik Doğu anlatılarının taşınmasını sağlayan köprü vazifesiyle, Müslüman Türk halkını besleyen...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 2 Bölüm1

BÜYÜK SELÇUKLU’DAN MOĞOL İSTİLASINA İslam’ın doğuşu ve ardından Müslümanların Medine’ye hicretinden itibaren, bir asırdan kısa sürede İslam, Kuzey Afrika ve İber yarımadasından merkez Asya ve İndus nehrine kadar yayıldı. Ele geçirilen topraklarda pek çok millet, din ve dil yaşıyordu. Bu süre içinde İslam siyasetinin kategorileri, İslam’ın yayılışı ve...
Continue reading

KIZILDERİLİ KATLİAMI – BARTOLOMÉ DE LAS CASAS

KIZILDERİLİ KATLİAMI – BARTOLOMÉ DE LAS CASAS GİRİŞ Bartolomé de Las Casas’ın İspanya Prensi Philip’e yazdığı Haşmetmeab efendimiz, Hiç şüphe yok ki insan ırkının menfaati ve doğru idare edilmesi için dünya, krallıklara ve halklara bölünmüş, bunlar da kavimlerine babalık ve çobanlık yapan krallar tarafından idare edilmiştir. Fakat kanaatimce...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt1 Bölüm 7

IV – BİLİM VE TEKNİK İslam’da peygamberlikten sonraki en yüksek rütbe, bütün türleriyle bilgeliktir (el-hikmet). İslam’ın çeşitli din-dil-milletlerden oluşan çokbiçimli kültür ve siyaset yapısı, İslam’ın bilgiyi teşvik eden ilkeleri ışığında (Kur’ân 28: 78, 39: 9 vd.) kısa zamanda onların birikimlerini İslam potası içerisinde bir araya getirmiş, su damlaları...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler Cilt 1 Bölüm 6

III.İSLAM İNANÇLARININ TEMELLENDİRİLMESİ İslam dünyasında Hz. Muhammed’in vefatından sonra meydana gelen siyasi ve fikrî çalkantılar, zamanla hak ve batıl inançların birbirinden ayırt edilemez hale gelmesine sebep olmuştu. Bu suretle kelam ilmi, evvelâ ehl-i bid’atın ilmi halinde ortaya çıkmaya başladı. Dış kültürlerin tesiri altında bidat ehlinin elinde gelişmeye başlayan...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler cilt1 Bölüm5

İSLAM RÖNESANSI Batı yazınında kullanılan bir deyimle 8. yüzyıl ortalarından 13. yüzyıla kadarki dönem, bir “İslam Rönesansı” veya “İslam’ın Altın Çağı”dır. İslam siyasi tarihinde, yer yer kaos biçiminde görülen hareketlilikten kalkarak, bu ortamda bilgi ve medeniyetin nasıl gelişmiş olabileceği, hele hele İslam Rönesans’ı gibi bir kavramın nasıl mümkün...
Continue reading

Bize Yön Veren Metinler cilt1 Bölüm 4

III – HZ. MUHAMMED’İN VEFATINDAN SONRA İSLAM Hz. Muhammed’in vefatıyla birlikte, Müslüman toplumun her türlü soruna anında çözüm getiren otorite kaynağı ortadan kalkmış oldu. Hz. Muhammed, kendisinden sonra olacakların farkındaydı. İslam toplumunun, Hıristiyanlara ve Yahudilere oranla daha büyük bir kargaşa içerisine gireceği uyarısını yapmıştı. Ona göre İslam birliğini...
Continue reading