Home » Archive by categoryİktibas

Günün görevi; kadim devleti yeniden inşa etmek! – Ahmet ÖZCAN

“Osmanlı’nın Ortadoğu’dan Çekilişi” adlı kitabın yazarı Ahmet Özcan ile geride kalan coğrafyanın dününü, bugününü ve yarınlarını konuştuk. Özcan, 1. Dünya Savaşı’nın henüz bitmediğini, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen bir dizi kriz ve çatışmanın nedenin de emperyalist paylaşımın ürünü olduğuna dikkat çekiyor. İngilizlerin örtülü sömürge kurgusundan kurtulmak için önerisi ise...
Continue reading

Kitap Özeti BÜYÜKLER İÇİN HAYAT BİLGİLERİ Tınaz Titiz 3.Bölüm

BİR FİZİK PROBLEMİ BAĞIRARAK ÇÖZÜLEBİLİR Mİ? PEKİ, YA SOSYAL PROBLEMLER! Bir fizik ya da geometri problemini çözmesi istenen bir grubun, bu işi bağıra çağıra, konudan uzak yerlere atlaya zıplaya çözmeye çalıştığı, hatta bununla da yetinmeyip kavga ettikleri, herhalde hiç görülmemiştir. Herkes kendi alanındaki alışkanlıklarını değiştirmek için zorlu çabalara...
Continue reading

Kitap Özeti BÜYÜKLER İÇİN HAYAT BİLGİLERİ Tınaz Titiz 2.Bölüm

NOTERLİ VE STADYUMLU SINAVLAR Bir kamu kuruluşuna alınacak 3,000 küsur kişi için bir futbol stadyumunda yapılan yazılı sınava, 115,000 kişi girmiş. Yazılı sınav noter huzurunda (noterin de ne geniş bir huzuru varmış) yapılmış olup, kazananlar mülakata alınacak ve böylece hiçbir şüpheye (torpil şüphesi herhalde) yer kalmayacakmış. Televizyonlardan hep...
Continue reading

Kitap Özeti BÜYÜKLER İÇİN HAYAT BİLGİLERİ Tınaz Titiz 1.Bölüm

DOĞRU ADLANDIRMA SORUN ÇÖZME, YANLIŞ ADLANDIRMA İSE SORUN ÜRETME YÖNTEMİDİR. “Adlandırma”, bilimin en temel yöntemidir. Bilinmeyenlerin bilinir hale getirilme çabası demek olan bilim, onları önce adlandırır, sonra gruplar ve sonra da inceleyerek “bilgi” türetmeye çalışır. Eğer böyle yapmasaydı, evrenin tüm bilinmezleri ile karşı karşıya bulunan insanoğlu onları tek...
Continue reading

İDEALLER, HEDEFLER VE AMAÇLI YAŞAMAK – Turgut Çiftçi • 30 Ocak 2012

Çeşitli insan tipleri görürüz çevremizde; başkalarının derdini dert edinen özverili insanlar, yalnızca kendi dertleriyle yaşayan benciller, hiçbir şeyi dert edinmeyen gamsızlar…  Ve bunların arasındaki onlarca ton… Sayılamayacak kadar çok varlığın olduğu bir dünyada yaşıyoruz: Canlı- cansız… Hareketli- hareketsiz… Sayısız varlık çeşidi ve bu varlıkların meydana getirdiği olaylar karşısında...
Continue reading

ZİHİNSEL VİRÜSLER

NO 1- “Başkası yapmasın, ben de yapmam!” Toplum yaşamımızı şekillendiren değer ölçüleri içinde yer alan birkaç virüsü tanıtmak istiyorum. İlk sıra, en masum görünüşlü, fakat en öldürücü olanında: “Başkası yapmasın, ben de yapmam!” “Güvenlik Şeridi: Güvenlik şeridinde araç sürmek başkalarının yaşamlarına kast etmekle eşdeğerdir. Taammüden cinayetle, ambulansın geçebileceği...
Continue reading

FARKLI MALZEMELERİN BİRLEŞTİRİLMESİ MÜZİKSİZ OLMAZ!

Her nerede “ek” varsa oraya dikkat ediniz. Büyük ihtimalle, “ek” yeri, sızıntı yapıyordur. Daha doğrusu, genellemeden söylenecek olursa, “ülkemizdeki ek’lerin çoğu kaçırıyordur!”.. Su, elektrik, gaz, kanalizasyon ve benzeri bilumum borular, ek yerlerinden —yurdumuzda— kaçırırlar. Tesisat işleriyle uğraşan ustalar bu ek yerlerine “keten” denen lifleri sarıp üzerine de “ilaç”...
Continue reading

NELSON’UN HUNİ DENEYİ … YİNE! – Tınaz Titiz

Bundan beş yıl evvel, bir sorunun çözümünde kullanılabilecek doğru ve eğri yolları çok iyi anlattığını düşündüğüm bir yazı yazmıştım. İçinde yaşadığımız şu günlere en uygun yazı olarak, bin küsur yazımın içinden onu seçtim. Ve hiçbir değişiklik yapmadan tekrar aşağıya alıyorum: 1987 yılında, Deming Ödülü adıyla bilinen kalite ödülünü...
Continue reading

NASIL BİR TÜRKİYE ÖZLEMİNDEYİZ? – Tınaz Titiz

Bu soru ilk anda biraz anlamsız görünüyor değil mi? Öyle ya: “Bu cennet vatan toprağında barış, kardeşlik, hoşgörü içinde yaşayan; refah ve mutluluğu çağdaş ülkeler düzeyine erişmiş ve sürekli gelişen bir Türkiye” gibi bir tanımlama yeterli değil mi?.. Haydi bunu pek yuvarlak buldunuzsa, daha somut terimlerle şöyle de...
Continue reading

GEÇMİŞİN BELİRLEYİCİLİĞİ – Tınaz Titiz

“Onbir kibrit” oyununda, kazanan baştan bellidir! “Onbir kibrit” oyunu, iki kişiyle oynanan, tarafların sırayla ya bir ya da iki kibrit çekebildiği ve böylece devam ederek, son tek kibriti çekmek zorunda kalanın yenik sayıldığı bir oyundur. Gösterilebilir ki, oyuna ilk başlayan için daima bir kazanma stratejisi vardır. Bu durumda, yani birinci başlayan o...
Continue reading

ÇÖZÜM BULMAYALIM, NEDEN ARAYALIM! – Tınaz Titiz

“Sürekli çözüm üreten kişi”, “ülke sorunlarına çözümler üreten parti”, “laf değil çözüm üretimi” gibi sözler, kişileri ve kurumları yüceltmek amacıyla kullanılıyor. Ama, bu sözlere karşı yöneltilebilecek şöyle bir eleştiri, bu “çözüm üretme” işinin nasıl bir toplumsal hastalık olabileceğini (ve çoğunlukla da olduğunu) ortaya koyuyor: Bir sorunun nedenlerini ortadan...
Continue reading

SORULMAYAN SORULAR! – Tınaz Titiz

  Üzerinde ambargo bulunmasa da, düşünülmesi bir yolla caydırılmış olabilecek kavramlar ve o kavramlarla ilgili kesimler var. Bu kavramlardan biri eğitim, bununla ilgili kesim de eğitim sınıfıdır. Eğitim ve sınıfı “kutsal” ilan edildiği için kimse eğitimin içeriği konusunda konuşamaz, eğitim sınıfının ne yaptığı konusunda soru soramaz, ama eğitime...
Continue reading

BİLİM, TÜM EMİN OLDUKLARIMIZI TERK ETMEYE HAZIR OLMA TAVRIDIR! – Tınaz Titiz

Bilim, “bilinmeyenleri bilinir kılma çabasıdır” denebilir. Bu yalın bir tanımdır. Bu tanım nedeniyle akla gelebilecek bir çok ikincil soruya yanıt vermemektedir. Örneğin, falcılık da aynı amaca yönelik olduğuna göre, acaba bilim ve falcılık aynı şeyler midir? Bu gibi spekülasyonlar insanlık tarihiyle yaşıttır. Hemen bütün düşünürler, bilgi ve bilim ile ilgili bir şeyler söylemişlerdir. Hemen...
Continue reading

BİLİM ÇANTASI! – Tınaz Titiz

Merakı, araştırmacılığı uyarıldığı için bilim insanı olan ya da buluş yapan ne kadar çok insan vardır. Leonardo Da Vinci’nin olağanüstü sanat dehasına kaynaklık eden merakının, iyi bir gözlemci olan dayısı tarafından uyarıldığı söylenir. “Bir Tutkunun Öyküsü” kitabının yazarı, çok sayıda uluslararası değerde buluşa imza atan Erbil Serter, buluş...
Continue reading

AZ BİLİM! – TINAZ TİTİZ

Her şeyin azı-çoğu olabildiğine göre acaba bilimin de azı çoğu olamaz mı? Önce bu abesle iştigal nereden aklıma geldi onu açıklayayım. Bilimle ilgili konumumuzun ve de bunun gerçek nedenlerinin sorgulanması, en katı askerî yasaklardan daha da dokunulmazdır. Bu konuda yalnızca, bilime ayırdığımız paranın GSMH’ya oranının ülkemizde az olduğu...
Continue reading

Tercih yapacak cesaret olmadan ileri teknolojili ihracat bu ülkeye zor gelir – Güven SAK

Geleceğin verimlilik artışlarını getirecek yeni teknolojiler konusunda bir patent yoğunlaşması bizim memlekette görünmüyor. Biz patentleri belli bir noktada yoğunlaşmayan, her konuya tebelleş, en maymun iştahlı ülke konumundayız maalesef. Türkiye’nin toplam ihracatı içinde ileri teknolojili ihracatın payının yüzde 4’lerde olduğunu artık pek iyi biliyoruz. Çin’de, Kore’de yüzde 25’lerde olan...
Continue reading

Hayallerinizi bölmek istemem ama Batı medeniyeti bana pek de çöküyormuş gibi gelmiyor – Güven SAK

Bir vakitler Joseph Stiglitz, kalkınmanın “bir organizasyon kabiliyeti meselesi” olduğunu söylemişti. Aynen öyle. Peki, burada 21’inci yüzyılın ilk 15 yılı biterken biz ne yapıyoruz? Batı medeniyetinin çöküşünü izlediğimizi zannediyoruz. Hep mi böyle, yoksa bu aralar mı bana öyle geliyor bilemeyeceğim. Ama sanki hep şu “Batı medeniyeti artık çöküyor”...
Continue reading

Sorun Kimyası – Tınaz Titiz

Toplumumuz sorunların ağırlığı altında kaldıkça, yeni bir kavramın giderek daha çok konuşulur olması beklenmelidir. Bu kavram “Sorun Kimyası” dır. “Madde Kimyası”, çeşitli maddelerin hangi elementlerden oluştuğu, bunların aralarında nasıl bileşikler yapıp ayrıştığı, sıcak, soğuk, basınç gibi dış etkenlerin bunları nasıl etkilediği gibi soruları açıklar ve bu yolla da...
Continue reading

Toplumun Sorun Çözme Profili – Tınaz Titiz

İnsan derisi 65 derece sıcaklıktan sonra yanmaya başlar. Ya da bir kişinin kafasına vurulacak 100 kilogramlık bir ağırlık onu öldürebilir. Zehirli bir akrep ya da yılan, bir ısırışta bir insanı öldürebilir. Ama diğer yandan, 700 derecelik kor ateşin üzerinde yürüyen insanlar vardır. Ağır sıklet boksörlerinin yumruklarının uyguladığı kuvvet...
Continue reading

İSLAM DÜŞÜNCESİNİN BATI’YA GEÇİŞİNDE HAÇLI SAVAŞLARI, ENDÜLÜS VE SİCİLYA I-II – Prof.Dr. Bekir Karlığa

ENDÜLÜS-İSLAM MEDENİYETİNİN TESİRLERİ İSLAM DÜŞÜNCESİNİN BATI’YA GEÇİŞİNDE HAÇLI SAVAŞLARI, ENDÜLÜS VE SİCİLYA I-II Prof.Dr. Bekir Karlığa Bilindiği gibi, her medeniyetin biri manevi, diğeri de maddi olmak üzere iki temeli vardır. Çağdaş Batı medeniyetinin manevi temelleri, Helenistik kültür, Roma sadizmi ve Hıristiyan ruhbanlığıdır.Birbirine çok zıt olan bu üç kültürün...
Continue reading