Home » Archive by categoryŞiir – Deneme – Öykü

DÜŞÜNCE GÜCÜ Düşünmenin Tadına Nasıl Varılır?

DÜŞÜNCE GÜCÜ Düşünmenin Tadına Nasıl Varılır? Beyniniz sahip olduğunuz en değerli varlıktır. Onu kullanmanın tadına varamı-yorsunuz, çünkü düşünmek ciddi, zor, üstelik SIKICI bir iştir. Kimi insanlar, düşünmenin yalnızca bir zeka işi olduğuna inanırlar. Ayrıca sanırlar ki ancak yüksek bir zeka katsayısı (IQ) ile doğmuşsanız düşünebilirsiniz, eğer zeka katsayınız...
Continue reading

Halil Cibran: Ermiş -3-

ACI Ve bir kadın, “Bize acıdan bahset” dedi. Ve o cevap verdi: “Acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır. Nasıl bir meyvenin çekirdeği, kalbi Güneş’i görebilsin diye kabuğunu kırmak zorundaysa, siz de acıyı bilmelisiniz. Ve eğer kalbinizi, yaşamınızın günlük mucizelerini hayranlıkla izlemek üzere açarsanız, acınızın, neşenizden hiç de daha az...
Continue reading

Halil Cibran : Ermiş -2-

ÇOCUKLAR Ve kucağında bebeğini taşıyan bir kadın konuştu: “Bize çocuklardan bahset.” Ve o şöyle dedi: “Çocuklarınız, sizin çocuklarınız değildir. Onlar, Hayat’ın kendine olan özleminin oğulları ve kızlarıdır. Onlar sizin aracılığınızla oldular, ama sizden değil; Ve sizle olsalar da, size ait değiller… Onlara sevginizi verebilirsiniz ancak, düşüncelerinizi değil; Çünkü...
Continue reading

Halil Cibran – Ermiş -1-

ERMİŞ Kendi gününün şafağında, seçilmiş ve sevilen insan Al Mustafa, tam oniki yıl boyunca Orphales şehrinde, gemisinin geri dönüp kendisini doğduğu adaya götürmesini bekledi. Ve onikinci yılda, hasat ayı olan Ielool’un yedinci gününde, şehir duvarlarından uzak bir tepeye tırmandı, denize doğru baktı ve gemisinin sisle beraber gelişini seyretti....
Continue reading

BEN ANADOLU’YUM

Bir yanımdan şafak sökerken bir baştan bir başa Her gün selam veriyor güneş kurda kuşa. Dört mevsim bir yaşarım, yok cihanda böyle eş, Akşam sefasından ufuklardan batıyor güneş. İşte ben Anadolu’yum, yiğidim çatıktır kaşım, Bir babanın öz oğluyum, yedi kardaşım. Yedi oğlum var biri Aras’tır, bir ucunda serhat,...
Continue reading

Tarihin Bilinen İlk “Asi Genç ve Baba Diyaloğu”

Tarihin Bilinen ilk gençlik sorumsuzluğu Gençliğin sorumsuzluğu günümüzün en önemli problemi. Fakat çok eski çağlarda da bu konunun günümüzden farklı olmadığını bilmemiz bizi biraz olsun teselli edebilir. Binlerce yıl öncede bugünkü gibi başı boş, dik kafalı,  değer bilmez çocuklar, aileleri için büyük bir üzüntü kaynağı idi. Onlar okula...
Continue reading

FARKLI MALZEMELERİN BİRLEŞTİRİLMESİ MÜZİKSİZ OLMAZ!

Her nerede “ek” varsa oraya dikkat ediniz. Büyük ihtimalle, “ek” yeri, sızıntı yapıyordur. Daha doğrusu, genellemeden söylenecek olursa, “ülkemizdeki ek’lerin çoğu kaçırıyordur!”.. Su, elektrik, gaz, kanalizasyon ve benzeri bilumum borular, ek yerlerinden —yurdumuzda— kaçırırlar. Tesisat işleriyle uğraşan ustalar bu ek yerlerine “keten” denen lifleri sarıp üzerine de “ilaç”...
Continue reading

Aklın yolu belki de hakikaten birdir! – Salih Cenap

Alev Alatlı hanımefendinin, 2009 senesinde yayınlanan ama pek de gündemde kendine yer bulamayan kıymetli eseri hakkındaki notlarımıza paylaşmaya devam ediyoruz. Kitabın “aklın yolu bir değildir…” başlıklı ikinci bölümünde “şuur” ve dikkat kavramlarından yola çıkan Alatlı, gayet iyi bildiği psikoloji mevzularına da yer yer değinerek nihayet “lisan” hususuna varıyor....
Continue reading

Hayattan Şikayet Eden Kız

Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikâyet eden; her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu.Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına. Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat...
Continue reading

Güzel Görmek için Güzel Bakmak Lazım

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. – Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuşKadın kocasına– Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor. ‘ demiş.Kocası ona bakmış, hiçbir sey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı...
Continue reading

ALNIMDAKİ İZ – MAHMUT SELVİ

ALNIMDAKİ İZ Alnımı her bir zeminine sürdüğüm mescitte Sesimi duyar bir gecede, Duyması gereken. Titrer açılan elleri, Kalbinde inleyen bu nağmelerle.. işte onu, Onu diyecektim, aynı mescitte: “Onu bir de benden dinleyin”…. Demedim.. Demedim; Silinmesin diye secdemin alnımda bıraktıkları. Ellerin niye titriyor, hiç sordun mu kalbine? Aşka şahitliğin...
Continue reading

Ben aşkı bir üveyikten satın aldım,yaşım onaltı – İbrahim Sadri

ben aşkı bir üveyikten satın aldım,yaşım onaltı o zamanlar bakır rengindeydi dağlar daha şıvan düşmemişti böğrüme daha deli deli esmemişti ruzigar kalbim acıya düşmemişti sanırdım bütün ırmaklardan koşacaktım halayda delikanlı başı olacaktım bıyıklarım yeni terlemişti gurbeti ismail dayımın gönderdiği kuru üzüm ve fıstıknan bir de istanbul fotoğraflarından tanımıştım...
Continue reading

Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz – Sezai Karakoç

Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı Günlere geldim bunu bana öğretmediniz Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim Bunu bana söylemediniz İnsanlar havada uçtu ama yerde...
Continue reading

ÇEKİMSİZ ŞAHIS – Mahmut SELVİ

“BİZ” olmadan “SİZ”e takıldın, “BEN”siz kalmam için “O”nu işaret etmeliydin, Yardım etmeliydin.. Hiç düşündün mü? Farkında olmadan “ONLAR”dan oldun.. Şimdi bütün tekil ve çoğul şahıslar “SEN”siz kaldı..
Continue reading

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR – Ataol Behramoğlu

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla,...
Continue reading

Berat – Mahmut SELVİ

Niyet ettim Kendimden önce gayesine ulaşsın diye kalbim.. Nerede ve hangi zamanda olursa olsun Hakikate değmeliydim.. Niyetten kalma bir iz Değmelerim… aah ! Değmelerim sessiz Ciğerlerimin en akında bir leke Silmelerim… aah ! Silmelerim sensiz.. En asi yanımla besliyorum sözlerimi Yolunu bilen bir suya taktım gözlerimi Bilmem ki...
Continue reading

Af – Mahmut SELVİ

“Az kalsın, seni sevmek gibi bir hataya düşüyordum” dediğini duyar gibiyim. İşlenmiş bir günahtım belki de senin vicdanında. Oysa elim bile değmemişti ellerine. Anlatamadım sana adı “sevmek” olan sevaplarımı. Akıl erdiremediğin kanyonlar taşıyordum oysa sırrımda. Asma köprüler dikmen içindi sözcüklerim, o vadilere. Ama yetmedi, yetmedi sözcüklerim. Günahsam eğer vicdanında, tövbe et; çünkü...
Continue reading

İNŞİRAH – Mahmut SELVİ

Bir hiç uğruna sanılan bitkinliğim Bana her şeyimin dinçliğini miras bırakıyor.. Kuşluk vaktine yemin edilen, Dünyanın ahiretle boğazlandığı O ayette saklı her şeyim.. İmkânsızlık aynasında imkânlarımın katiliyim, Kıramadım bir türlü kararmış yüzsüzlüğümü.. Oysa gözlerimde çağlamaya hasret bir çağlayan parlar Ben temiz imkânların çelimsiz talibiyim.. Ne acı imiş ey...
Continue reading

Miraç – Mahmut SELVİ

Kalbimin toprağına bir tüy düştü, Bu kutsi yolculuk ne hayaldi ne de düştü.. Aksa’m! Kanayan yara’m! Bir çocuk, gözlerimde zalime taş atarken Kanıyla ıslanmış toprağına bedenini eker, Bütün dualar ardımda huşuyla saf tutarken Ruhum, toprağından miraca yükseleceği anı sabırla bekler.. Kalbimin toprağına bir tüy düştü, Bu kutsi yolculuk...
Continue reading