Home » Z_Ders Notları » Uluslar_arası_İlişkiler » 1.Dönem » İktisada Giriş 1 » Kıtlık Tercih ve Fayda – 2. Ünite

Kıtlık Tercih ve Fayda – 2. Ünite

Kıtlık Tercih ve Fayda – 2. Ünite

GIRIS Bireylerin ve toplumların karsı karsıya bulundugu temel ekonomik sorun kıtlıktır. Kıtlık, isteklerimizin sahip oldugumuz kaynaklardan daha fazla olması durumunda ortaya çıkar. Toplumun ve toplumu olusturan bireylerin dogasından gelen isteklerin sınırsız olması ve ekonominin bu istekleri karsılayacak kadar kaynaklara sahip olmaması ekonomi ilminin ortaya çıkıs nedenidir. Tüm ekonomik birimlerin kıtlıkla mücadele etme eylemleri ik-tisadi faaliyet olarak tanımlanır. Tüm iktisadi faaliyetler isteklerle kaynaklar arasındaki dengesizligi azaltarak, insanların refahını artırmaya yöneliktir. Genelde iktisat tanımı, kıtlık ve iktisadi faaliyet kavramları kullanılarak yapılır ve ikti- sat; halkın sınırsız isteklerini karsılamak için sınırlı kaynakların nasıl kullandıgını arastı-rır. Kıtlık, beraberinde tercih sorununu da yaratır. Çünkü tüm isteklerimizi karsılamadaki güçlük bizi sınırlı kaynaklarımızı en iyi sekilde nasıl kullanabilecegimiz konusunda seçim yapmaya zorlamaktadır. Öyleki, bu zorunluluk iktisadın bir tercih bilimi olarak adlandırıl-masına neden olmaktadır. Buna göre iktisat, ekonomik birimlerin yaptıgı tercihleri açık-lamak ve tercihleri etkileyen durumlar degistiginde nelerin olabilecegini öngörmektedir. Tercih yapmak fayda ve maliyetle ilgilidir. Tüm ekonomik birimler yapacakları tercih-lerde en çok fayda sagladıkları mal ve hizmetlere yöneleceklerdir. Bu mal ve hizmetleri mümkün olabildigince en düsük maliyetle elde etmeye çalısarak net faydalarını maksimi- ze edeceklerdir. KITLIK VE TERCIH Mevcut kaynakların isteklerimizi karsılayamaması sonucu varolan kıtlık ekonomi bili- minin ortaya çıkıs nedenidir. Çünkü ekonomi bilimi, kaynakların kıt olması nedeniyle insanların yaptıkları tercih ve bu tercihler sonucunda insanlar arasındaki ekonomik etki- lesimleri inceler. Kaynaklar; mal ve hizmet üretiminde kullanılan doga ya da insanlar tarafından sag-lanan tüm araçlardır. Doga tarafından saglanan kaynaklar; su, petrol, mineraller, vahsi yasam, orman vb. binlerce varlıgı içerir. Tüm bu dogal kaynakları ifade etmek için toprak terimi kullanılır. Toprak ne kadar çok olursa olsun sınırları vardır. Bu sınırlılık yüzünden kullanımı için alternatiieri arasında tercih yapılmasını zorunlu kılar. Örnegin, bir arazi parçasının farklı amaçlar için kullanılabilecegini düsünebiliriz. Söyleki; üzerine ev insa edilebilir, alısveris merkezi ya da benzin istasyonu insa edilebilir, otel, ögrenci yurdu ya da otopark yapılabilir. Ancak bunların tümü aynı anda yapılamaz, sadece alternatiierden biri tercih edilir.

Insanlar tarafından saglanan kaynaklar içinde ilk olarak dogrudan emek faktörünü gösterebiliriz. Emek, mal ve hizmet üretmek için gerekli fiziksel ve zihinsel çalısmalardır. Emek de bir tür kıt kaynaktır. Çünkü hem zamanı sınırlıdır (Bir günde 24 saat vardır.) hem de kalifiye eleman sayısı çok fazla degildir. Örnegin; girisimci, emegin özel bir türü olup, yeni ürünler gelistirmek için sınırlı kaynakları birlestiren, risk alan kisilerdir. Göreceli olarak bu ruha çok az kisi sahip oldugu için kıt bir insan kaynagıdır. Insanlar tarafından saglanan bir baska kaynak ise sermaye olarak adlandırılan ve diger malları üretmek için kullanılan makineler, araçlar ve fabrikalardır. Ekonomi biliminde sermaye kavramı ile fiziksel sermaye, malları ifade edilir ve bu kavram finansal sermayeden farklıdır. Finansal sermaye fiziksel sermaye üzerinde mülkiyet hakkını ifade eder. Örnegin, elinde bin adet TOFAS’a ait hisse senedi bulunduran istirakçiler finansal sermayeye sahiptirler. Ancak TOFAS araba üretim fabrikaları ve çesitli asamalardaki pek çok araba stokuna sahiptir. Finansal pay sahipleri dolaylı olarak TOFAS’ın fiziksel sermayesine sah iptirler. Kısaca finansal sermaye ile fiziksel sermaye arasındaki iliski; finansal sermayen in fiziksel sermaye alması için gerekli olmasıdır. Bu yüzden para dogrudan bir üretim faktörü (sermaye) degildir. Makinelere, binalara yapılan yatırımlarla sonuçlanan fiziksel sermaye yanında bir de insanların kendilerine yaptıgı yatırımla ortaya çıkan beseri sermaye vardır. Insanlar ekonomist, avukat, doktor, mühendis olmak için üniversitelere devam ederler. Mesleklerinde daha iyi olmak için yüksek lisans, meslek içi egitim ve doktora yaparlar. Egitim ile birlikte insanların verimlilikleri de artar. Dikkat edilirse, yukarıda açıkladıgımız kaynakları üç gruba ayırıp bunları; toprak, emek ve sermaye olarak tanımladık. Bu kaynaklar aynı zamanda üretim faktörü ya da girdi olarak da adlandırılırlar. Kaynaklar ne kadar çok olursa olsun sınırlıdır. Üretim faktörleri sınırlı oldugu için, bir ekonomide üretilebilecek mal ve hizmetler de sınırlı olacaktır. Bu sınırlılıklar, ekonomide bir malın üretimi arttırıldıgında, baska malların üretiminin azalması gerektigini ortaya koyar. Aslında toplumda her sey kıttır, yani bireylerin tümünün ihtiyaçlarına yetecek kadar bol miktarda kaynaklar veya mallar mevcut degildir. Insanlar bu mallara sahip olmak istediklerinde bir bedel ödemeleri gerekir. Iste bu nedenle bu mallar ekonomik mal olarak tanımlanırlar. Kıtlıgı çekilmeyen mallar ise serbest mallardır. Bir serbest malı kullanmakla baska alternatiierden vazgeçilmez, dolayısıyla serbest mal için bir bedel de ödenmez. Ancak çevremizde serbest mala rastlamak çok güçtür. Örnegin hava serbest mal olarak gözlenebilir, ancak havayı insanlar hem kirletirler hem de temiz hava için gerekli önlemleri alma çabası içinde olurlar. Bu alternatiiere göre degerlendi- rildiginde hava da kıt mal sınıiandırması içine girer. Dolayısıyla ilgilendigimiz çogu sey kıttır ve ekonominin kapsamı oldukça genistir. Aslında tüm kaynaklarda var olan kıtlık; insanların arzuladıklarından daha az mal ve hizmete sahip olacakları sonucunu dogurmaktadır. Bu nedenle insanlar seçim yapmak zorunlulugu ile karsı karsıyadırlar. Yani kisiler bir seyden fazlasına sahip olmak için öteki seyden azına sahip olmayı kabul etmek durumundadırlar.

SEÇIM VE FIRSAT MALIYETI

 Tüm isteklerimizi karsılamadaki güçlük, bizi sınırlı kaynaklarımızı en iyi sekilde nasıl kul-lanabilecegimiz konusunda seçim yapmaya zorlamaktadır. Kıt kaynakların nasıl kullanıla-cagı konusunda akılcı seçimlerin yapılması ekonominin temel konusunu olusturmaktadır. Akılcı (rasyonel) seçimlerin yapılabilmesi için, dikkate alınan her bir seçenek ya da alternatife iliskin fayda ve maliyetlerin karsılastırılması gerekir. Belirli bir karar ya da seçimin sagladıgı fayda, bu seçime iliskin maliyeti asıyorsa, refah düzeyimiz yükselecektir ve bu seçim rasyoneldir. Ekonominin bize ögrettigi temel derslerden biri, yaptıgımız tüm seçimlerin bir ma-liyet içermesidir, yani bedavacılık söz konusu degildir. Begendigimiz bir seyi elde etmek istedigimizde ya da bir sey yapmak istedigimizde, alternatif baska bir seye sahip olmaktan ya da baska bir seyi yapmaktan vazgeçmemiz gerekir. Belirli bir tercih ya da davranıs için vazgeçmek zorunda kaldıgımız en degerli alternatif bu seçimin ya da davranısın fırsat maliyetidir. Alternatif maliyet olarak da adlandırılan fırsat maliyeti, kısaca bir kararı uy-gularken vazgeçilen karar seklinde tanımlayabiliriz. Örnegin, bu bölümü okurken hangi alternatiierden vazgeçiyorsunuz? Belki baska bir ders çalısacaktınız, belki çok sevdiginiz bir filmi izleyecektiniz, belki de yakın arkada-sınızla birlikte gelecege iliskin hayaller kuracaktınız. Iste bu bölümü okumanızın fırsat maliyeti, en çok yapmak istediginiz alternatif seydir. Daha basit bir örnek olarak, yaz ta-tilini Antalya’da ya da Bodrum’da geçirmek üzere karar vermek durumunda olan bir çii sayet Bodrum tatilini tercih etmis ise Antalya’daki tatilden vazgeçecektir. Bu durumda Bodrum’da tatil yapmanın alternatif maliyeti Antalya’daki tatil olacaktır. Bir baska örnek olarak, bir kentin belediye baskanı kentte raylı sistem ile tasımacılık projesini ön plana çıkarır ise, yolların düzenlenmesi, parkların düzenlenmesi, ısıklandır-ma, halk kütüphanesi… vb gibi harcamalarda kısıtlama yapmak zorunda kalır. Iste raylı sistem için fırsat maliyeti, bu sistem yerine yapılabilecek seylerdir. Yine herkesi etkileyen bir baska örnek, meclisteki bütçe tartısmaları ve sonuçlarıdır. Eger ülke kaynakları yeterli degilse bir kesimin harcamalarındaki artıs bir baska kesimin harcamalarındaki azalısa neden olacaktır. Örnegin; savunma harcamaları arttırılırsa, egi- tim ve saglık gibi harcamaların kısılması zorunlulugu ortaya çıkar. Bu örnegimizde belirli bir dönem için daha fazla savunma amaçlı mal ve hizmet üretilmesi, ülke ekonomisi- nin sınırlı kaynakları nedeniyle baska amaçlar için üretilecek mal ve hizmet üretiminde azalmaya neden olacaktır. Burada savunma harcamalarının yapılmaması gibi bir sonuç çıkarmak yerine amaç, bunun alternatif maliyetlerini ortaya koymak olmalıdır. Burada vurgulanan bir karara iliskin fayda ve maliyet analizi dogru yapılmıyorsa, kıt kaynakların nasıl kullanılacagı konusunda saglıklı degerlendirmelerin yapılamayacagıdır.

FIRSAT MALIYETI VE PARASAL MALIYET

Kıtlıkla karsı karsıya bulunan insanların yaptıkları tercihleri; fırsat maliyeti önemli ölçüde etkiler. Eger bir mal ya da hizmetin fırsat maliyeti artıyorsa insanlar bunun alımını azaltır ve bunun yerine daha ucuz olanı ikame etmeye çalısır. Bu çerçevede; fırsat maliyeti ile fiyat arasındaki iliskiyi bilmemiz çok önemlidir. Piyasa ekonomilerinde her seyin bir fiyatı vardır. Ancak bir malın, örnegin bir arabanın gerçek maliyeti piyasa fiyatı degildir. Çünkü arabanın gerçek maliyeti, araba üretimi nedeniyle vazgeçilen üretilemeyen diger seylerin (buzdolabı, bilgisayar, televizyon…) degeridir. Yani fırsat maliyetine, bir otomobil üretimi için ekonominin katlandıgı gerçek fedakarlık olarak bakabiliriz. Iyi isleyen bir piyasada bir malın fiyatı ile fırsat maliyeti arasında çok yakın bir iliski vardır. Bir malı satın almak için vazgeçtigimiz TL miktarı o mal için parasal fiyattır. Bu alım kararının fırsat maliyeti vazgeçtigimiz en iyi alternatif karardır. Daha basit bir örnek olarak, bir fincan kahve al-dıgınızda bir baska seyi almaktan vazgeçiyorsanız, eger vazgeçtiginiz en iyi sey bir dilim nefis kek ise bir fincan kahvenin fırsat maliyeti bir dilim kektir. Bunları deger cinsinden ölçmede parasal fiyatları kullanabiliriz. Eger bir fincan kahve 5 TL ve bir dilim enfes kek 10 TL ise, bir fincan kahvenin fırsat maliyeti yarım dilim enfes kektir. Fırsat maliyetini hesaplamak için kahvenin fiyatını kekin fiyatına oranlamak yeterlidir. Bu oran bize nisbi fiyatı vermektedir ki bu aynı zamanda fırsat maliyetidir. Yani bir fincan kahve alabilmek için ne kadarlık kekten vazgeçmemiz gerektigini göstermektedir. Fırsat maliyeti ile parasal maliyetin aynı sey oldugunu söylemek bir yanılgı olur. Çün-kü piyasa iyi islemediginde parasal maliyet fırsat maliyetini yansıtmaz. Hatta bazı seyler açık bir fiyat etiketi tasımazlar. Örnegin, üniversitede okumanız sonucu ailenizin katlan-dıgı parasal maliyet ile ekonomik açıdan hesaplayacagınız fırsat maliyeti aynı degildir. Ailenizin katlandıgı parasal maliyetleri kolaylıkla hesaplayabilirsiniz; okul harçları, kitap kırtasiye alımları, barınma ve yeme harcamalarını toplayabilirsiniz. Fakat bu toplama ilis-kin bazı problemler var. Söyle ki; ögrenci okumasa bile giyim ve yemek için harcaması olacaktır. Burada üniversiteye devam etmenin en büyük maliyeti göz ardı ediliyor, okulda geçirilen zaman bir iste çalısarak kullanılamaz. Dolayısıyla en büyük maliyeti bu olusturur ancak parasal maliyet hesabında bunlar dikkate alınmaz.

ÜRETIM IMKÂNLARI SINIRI

Ekonomik iliskileri açıklamada ve anlasılır biçime getirmede modeller kullanılır. Üretim imkânları sınırı, ekonominin en önemli kavramlarından kıtlık, seçim (tercih) ve fırsat ma-liyeti gibi temel kavramları açıklamada kullanılan yararlı bir analitik modeldir. Bir ekono-mide binlerce mal ve hizmet üretilmesine ragmen, ekonomideki üretimin iki genis katego-ride toplanabilecegini varsayalım. Bunların da tüketim malları ve yatırım malları oldugunu düsünelim, hatta kolaylık saglamak amacıyla tüketim mallarını temsilen tereyagını ve ya-tırım mallarını temsilen bilgisayarı örnek mallar olarak seçelim. Tereyagı ve bilgisayar en-düstrileri ekonominin tüm üretim faktörlerini kullanmaktadırlar. Üretim imkânları sınırı; mevcut üretim faktörleri ve üretim teknolojisi veri iken belirli bir dönemde ekonominin maksimum düzeyde üretebilecegi çesitli çıktı (ürün) bilesimlerini gösteren egridir. Tablo 2.1’de tereyagı ve bilgisayar için üretim olanakları sınırı üzerinde altı farklı seçim gözlemi yapılmıs ve Grafik 2.1’de ise üretim imkânları sınırı egrisi çizilmistir. Bu ekonomide eger tüm kaynaklar tereyagı endüstrisinde kullanılmıs olsaydı, yılda 800 milyon ton tereyagı üretilecekti ve hiç bilgisayar üretilmeyecekti. Sayet tüm kaynaklar bilgisayar endüstrisinde kullanılmıs olsaydı yılda 500 milyon adet bilgisayar üretilecekti ve hiç tereyagı üretilmeyecekti. Bu iki uç durum dısında, eger ekonomideki kaynaklar iki endüstri arasında paylasılmıs olsaydı, örnegin C noktasındaki gibi 200 milyon bilgisa-yar üretilmis olsaydı geriye kalan kaynaklarla 650 milyon ton tereyagı üretilirdi. Ya da D noktasındaki gözleme göre, 300 milyon adet bilgisayar üretilmis olsaydı tereyagı üretimi 500 milyon tona düsecekti. Grafik 2.1 ve Tablo 2.1’de ekonomideki mevcut kaynakların tereyagı üretiminden bilgisayar üretimine kaydıgında, ya da tersi oldugunda maksimum düzeyde üretilebilecek olası üretim düzeyleri gösterilmistir. Üretim imkânları sınırı egrisi; kıtlıgın sonuçlarını ekonomideki tercihleri ve her ter-cihin alternatif maliyetini göstermektedir. Grafik 2.1, den üç farklı durum gözlenebilir. Bunlar egri üzerindeki noktalar, egrinin içinde ve dısındaki noktalardır. Ilk olarak egri içindeki G noktasına bakalım. Bu bilesime göre ekonomide 300 milyon adet bilgisayar ve 300 milyon ton tereyagı üretilmektedir. Ancak üretim imkânları sınırı egrisi bize aynı kaynaklarla daha fazla bilgisayar üretilmesinin mümkün oldugunu (E noktası gibi) ya da D noktasına gelmekle daha fazla tereyagı üretilebilecegini göstermektedir. Hatta her iki- sinden de daha fazla üretimin olası olabilecegini (D ve E arası) ortaya koyuyor. G gibi üretim imkânları sınırı egrisi içerisindeki noktalarda ekonomi bazı nedenlerden dolayı iyi islemiyor, etkin üretim saglanamıyor ve ekonomi yeteri kadar istihdam yaratamıyor ya da üretim faktörleri tam kapasite kullanılmıyor.

Ikinci olarak egri dısındaki H noktası gibi bir bilesimi üretmek imkânsızdır. Çünkü ekonomi, bu düzeydeki bir üretimi gerçeklestirecek kaynaklara sahip degildir. Üçüncü olarak egri üzerindeki her nokta etkin üretim bilesimlerini gösteren noktalar-dır. Bu noktalar mevcut kıt kaynaklarla üretilebilecek maksimum üretim düzeyleridir. Bir kez üretim imkânları sınırı üzerinde etkin noktalara ulasıldıgında (B,C gibi) mallardan birini biraz daha fazla üretmenin tek yolu digerini az üretmektir. Dikkat edilirse üretim imkânları sınırı, orijine göre içbükey çizilmis bir egridir. Üretim imkânları egrisinin niçin bu biçime sahip oldugu artan fırsat maliyeti ile ilgilidir.

Artan Fırsat Maliyet

Tablo 2.1’de gözlemlenen üretim olanakları, ekonominin bütünü için fırsat maliyeti kav-ramını açıklamaktadır. Daha fazla bilgisayar üretmenin fırsat maliyeti, vazgeçilen tereyagı miktarıdır. Örnegin, toplum üretim faktörlerinden bir kısmını tereyagı üretiminden bil-gisayar üretimine kaydırdıgında, D noktasından E noktasındaki bilesime geldiginde 200 milyon ton tereyagı üretiminden vazgeçerek, 100 milyon adet fazladan bilgisayar üretebil-mistir. Yani ekonomi D noktasında iken 100 milyon adet daha fazla bilgisayar üretmenin fırsat maliyeti 200 milyon ton tereyagıdır. Tabloda fırsat maliyeti konusunda 100 birime, dördüncü satırda 150, besinci satırda 200 birime yükselmistir. Yine son sa-tırda 100 birimlik bilgisayar üretimi için vazgeçilen tereyagı miktarı 300 birim olmustur. Buradan çıkan sonuç; bilgisayar üretmenin fırsat maliyeti, tereyagı üretimi cinsinden sü-rekli artmaktadır. Her ilave bilgisayar giderek daha fazla tereyagı üretiminden vazgeçmeyi gerektirmektedir. Bu durum, artan fırsat maliyeti olarak ifade edilir. O hâlde artan fırsat maliyeti; bir malın daha fazla üretilmesi için diger maldan artan miktarlarda vazgeçilmesi gereken bir durum olarak tanımlanır.

Peki artan fırsat maliyetinin altında yatan temel mantık nedir? Simdi kısaca bunu açıklayalım: Varolan sınırlı kaynaklardan bazıları tereyagı üretimi için uygun olurken, ba-zıları da bilgisayar üretimi için uygun nitelik tasımaktadır. Örnegin; tereyagı üretiminde oldukça iyi olan isgücünün büyük bir kısmı bilgisayar üretiminde iyi olmayabilir. Böylesi bir durumda daha fazla bilgisayar üretimi gerçeklestirilmek istendiginde, giderek bilgisa-yar üretimi için uygun olmayan, sadece tarımla iliskili kisiler ve kaynaklar da bilgisayar üretimine kaydırılacaktır. Sonuçta verim düsüklügü gözlenecek ve aynı sayıdaki bilgisayar üretimindeki artıs için giderek daha fazla miktarda tereyagı üretiminden vazgeçilecektir. Yani çiiçileri, gıda ve ziraat mühendislerini gereginden fazla topragı bilgisayar üretimine kanalize ederseniz; bunun tereyagı üretimi açısından çok maliyetli olacagını ve bilgisayar üretimine de çok az katkı yapacaklarını herhâlde düsünebilirsiniz. Dikkat edilirse bu ar-tan fırsat maliyeti nedeniyle üretim imkânları egrisi orijine göre içbükey çizilmistir. Fırsat maliyetini analiz etmenin bir yolu da, üretim imkânları sınırı egrisine çizilen teget-lerin egimini incelemektir. Bunun için örnegimizdeki üretim imkânları egrisine bakarsanız bilgisayar üretimi arttıkça egim negatif olmakla birlikte sürekli diklesmektedir. Çizilen teget-lerin egiminin negatif isaretlisi marjinal dönüsüm oranı olarak tanımlanır. Marjinal dönü-süm oranı; bir maldan bir birim daha fazla üretmek için öteki maldan ne kadar fedakarlık etmek gerektigini göstermektedir. Bu ise dikkat ederseniz fırsat maliyeti tanımı ile aynıdır. Bu durumda biz fırsat maliyetini üretim imkânları sınırı egrisine çizilen tegetin egimi ile ölçebiliriz. Bunun için gerekli formül ise;

Fırsat Maliyeti=Marjinal Dönüşüm Oranı =- ΔT / ΔB

 iT ile tereyagı miktarındaki degisim, iB ile bilgisayar üretimindeki degisim açıklanmaktadır. Tablo 2.1’in son sütununda bu degerler hesaplanmıstır. Buna göre, A’dan B bilesi- mine geçilirken bir bilgisayar daha fazla üretmenin fırsat maliyeti yarım ton tereyagı iken, C’den D’ye geçiste 1,5 tona yükselmis ve E den F ye geçiste ise 3 tona ulasmıstır. Yani ilave bir bilgisayar üretebilmek için 3 ton tereyagından vazgeçilmesi gerekliligi açıklanmıstır. Grafik 2.1’de açıkça görülecegi üzere içbükey bir egri çizilmistir. Bu egriye göre fırsat maliyetini konusurken, yani bilgisayarın tereyagı cinsinden fırsat maliyetini hesaplarken, ekonominin ürettigi her bir malın ne miktarda olduguna bakmak oldukça önemlidir. Ekonomideki kaynakların çogu bilgisayar üretiminde kullanıldıgı zaman, üretim imkânları sınırı egrisi oldukça diklesir. Çünkü tereyagı üretimine çok uygun olan üretim faktörleri bilgisayar üretiminde kullanılmaktadır. Bu durumda ekonomide vazgeçilen her bilgisayar için önemli miktarda tereyagında artıs saglanacaktır. Ya da önemli miktarda tereyagı üretiminden vazgeçilerek, ilave bir bilgisayar üretilecektir. Yine ekonomide kaynakların çogu tereyagı üretiminde kullanılıyorsa, üretim imkânları sınırı egrisi oldukça yatay bir hal almaktadır. Bunun anlamı tereyagı üretiminden çok az fedakarlık yapmakla önemli ölçüde bilgisayar üretimi arttırılabilecektir.

Fırsat maliyetinin artan olması durumunda, üretim imkânları sınırı egrisi orijine göre içbükey olacaktır ve ekonomide en yaygın biçimde karsılasılan durumu açıklamaktadır. Sayet fırsat maliyeti degismiyorsa, her üretim düzeyi için bir sabite esit ise, böyle bir du-rumda dogru seklinde bir üretim imkânları sınırı egrisi ile karsı karsıya kalırız.

Üretim Olanakları Sınırındaki Kaymalar: Ekonomik Büyüme

Üretim imkânları sınırı egrisi belirli bir zaman diliminde, veri kaynak arzı ve sabit bir teknolojiye göre çizilmekte, farklı malların etkin üretimi altında birbirlerine dönüsü-münü göstermektedir. Sayet ekonomide, mevcut olan kaynaklar (üretim faktörleri) ve belirli bir teknoloji ile üretim imkânları sınırına erisilemiyorsa, kaynakların tümü etkin kullanılmıyor, dolayısıyla daha az üretim gerçeklestiriliyor demektir.

Dikkat edilirse üretim imkânları sınırı egrisi boyunca etkin üretim gerçeklesmekte ve teknoloji ile toplumun sahip oldugu kaynakların sabit oldugu varsayılmaktadır. Oysa, bu kaynaklar zamanla artabilecegi gibi teknolojik gelismeler de yasanabilmektedir. Örnegin; zaman içerisinde bir ülkenin isgücü sayısı, sermaye stoku ve bunların nitelikleri arttırılabilir veya yeni bir teknik bulus gerçeklestirilebilir. Böyle bir durumda üretim imkânları sınırı egr isi de degisir. Örnegimizde bilgisayar endüstrisindeki teknolojik ilerleme sayesinde mevcut kaynaklarla üretilebilecek bilgisayar sayısı artabilir. Ekonomide üretilen tereyagı miktarı veri iken daha fazla bilgisayar üretilebilir. Grafik 2.2’de görüldügü gibi üretim imkânları sınırı egr isi dısarı kayar. Üretim imkânları egrisinin saga kayması, malların daha fazla üretilebilecegi anlamına gelmektedir. Üretim artması ekonomik büyüme olarak tanımlanır. Iste ekonomik büyüme nedeniyle, toplum üretimini D noktası yerine E noktasına tasımıstır. Üretim imkânları sınırı egrisi, tek mal yerine iki mal için de gözlenebilir. Hatta her iki mal baglamında aynı yönde ve büyüklükte saga kayabilecegi gibi, farklı büyüklüklerde de saga kayabilir. Örnegin; bilgisayar üretiminde daha fazla saga kayma gözlenirken, tereyagı üretiminde daha az saga kayma gözlenebilir. Bu durum Grafik 2.3’te gözlenebilmektedir. Üretim imkânları egrisi saga kaydıkça, birtakım imkânsızlıklar artık imkân dâhiline dönüsecektir. Örnegin; 1970’li yıllardaki olanaksızlıklar simdi olanak dahilindedir. Simd iki olanaksızlıklar sayet büyük bir duraklama ve savaslar yasanmazsa, belki de 2020’lerde olanak dahilinde olacaktır. Bu nedenle olanaklar geçicidir ve üretim imkânları sınırı egri- sinde kaymalar gözlenebilir.

Ekonominin üretim kapasitesindeki artıs olarak tanımlanan büyüme aynı zamanda kıtlık ve tercih baglamında bir ekonomik sorundur. Söyle ki; eger simdi gelecek için yatırım yap-maz isek (egitime, aileye, teknolojiye, saglıga ve sanayilesmeye) ve her seyi tüketirsek, ekono-mik büyüme saglanamaz. Üretim imkânları sınırı egrisine iliskin sekilde degisiklik yaparak eksenlerden birinde yatırım mallarını, öteki eksende ise tüketim mallarını gösterelim. Grafik 2.4’te görüldügü gibi sayet toplum, tercihini daha fazla yatırım malları yönünde yaparsa, üre-tim imkânları egrisi daha fazla saga kayacaktır. Çünkü daha fazla yatırım, ülkenin sermaye stokunu arttıracaktır. Dolayısıyla üretim imkânları sınırı egrisindeki kayma, kaynakların ne kadarının yatırım malları ve ne kadarının tüketim malları arasında tahsis edildigine baglıdır. Eger gelecek için daha fazla yatırım tercih edilmisse, büyüme daha hızlı gerçeklesecek, büyü-me nedeniyle toplumun bütün bireyleri kazançlı çıkacak ve refah düzeyi yükselecektir. An-cak buradan tüm bireylerin aynı oranda kazançlı çıkacakları anlamı çıkarılmamalıdır. Bazı kesim daha fazla kazançlı çıkarken, bazı kesim daha az kazançlı çıkar, hatta çıkmayabilir de. Bu durum tamamen ekonomideki gelismelere ve gelir dagılımına baglıdır.

ALTERNATIF IKTISADI SISTEMLER

Üretim imkânları egrisi, kıtlık ve tercih sorununu basit bir sekilde açıklamakla birlikte, her ekonominin yanıtlamaya çalıstıgı temel soruları da tartısmamıza olanak saglamak-tadır. Tüm ekonomilerin yanıt aradıgı üç temel soru; neler üretilecek, nasıl üretilecek ve kimler için üretilecek ya da nasıl paylasılacak biçimindedir. Bunların ilki neler üretilmeli, sorusudur. (Bu soru aslında üretim imkânları sınırı üzerinde hangi noktada bulunulmalı ve hangi malların ne düzeyde üretildigi ile ilgilidir.) Kaynakların etkin kullanımı açısından bir seyin üretimi arttırılırken digerinin üretimin-den vazgeçileceginin bilinmesi tercih açısından önemli bir konudur. (Her toplum kıt kay-nakları ile neler üretecegine karar verir. Ne kadar tüketim malları ne kadar yatırım malları üretilecektir. Yine, devlet ne kadar kamusal mal üretecektir. Bunlar tüketici, üretici ve hükümet kararları ile belirlenir.) Karsılasılan ikinci soru; bu mal ve hizmetlerin nasıl üretilecegidir. Burada her toplu-mun kendine uygun üretim teknigini mutlaka seçmesi gerekliligi vurgulanmaktadır. Seçilebilecek en dogru üretim yöntemi ile çıktı basına en düsük maliyetle üretimin gerçek-lestirilmesi saglanacak ve etkin üretim sayesinde üretim imkânları sınırı egrisi üzerinde ekonominin isleyisi saglanacaktır. Yanıtlanması gereken son soru ise bu mal ve hizmet üretiminin kimler için yapılacagı-dır. Aslında bu soru ekonomideki üretimin toplum üyeleri arasında nasıl paylastırılacagı-na iliskindir. Toplumun ürettigi çıktı, tüm üyeler arasında esit bir sekilde mi paylasılmalı? Yoksa çok üreten, daha fazla mal mı almalı? Çalısamayacak durumda olanlar ve çalısmak istemeyenlere ne kadar pay verilmeli? Bunlar tamamen bölüsüm sorunudur. Bölüsüme iliskin karar almada her toplum, geleneksel ve kültürel degerlerden etkilenerek ekono-mik sistemleri çerçevesinde çözüm ararlar.

Bu üç temel sorunun çözümü için toplumlar siyasi yapılarına uygun ekonomik sis-temleri benimseyerek, bu çerçevede davranıs içinde olurlar. Ekonomilerin isleyis sistem-leri ile ilgili olarak bir uçta piyasa ekonomileri, diger uçta ise kumanda ekonomileri yer almaktadır. Bu iki uç sistem dısında her iki sistemin bir kısım yönlerini kabul eden, dünya üzerinde en yaygın biçimde gözlemlenen karma ekonomik sistem ise her ülkede farklı olarak uygulanmaktadır.

Piyasa Ekonomileri Sistemi

Piyasa ekonomisinde neyin, nasıl ve kimler için üretilecegi konusu birbirlerinden bagım- sız bireysel tüketiciler, üreticiler, hükümetler ve diger organizasyonların kararlarına baglı olup, bunlar piyasalarda birbirleri ile etkilesim içindedirler. Bu sistemde temel koordinas-yonu piyasada belirlenen fiyatlar saglar. Bu yüzden serbest piyasa sistemine çogu kez fiyat sistemi de denir. Serbestçe olusan fiyatlar piyasa ekonomisinde önemli roller üstlenirler. Bunlar: • Fiyatlar, neyin üretileceği ve tüketileceği konusunda sinyal görevi üstlenirler. • Fiyatlar, insanların tüketimlerine ve üretimlerine yönelik teşvik mekanizması oluş-tururlar. • Fiyatlar, bölüşüm mekanizması üzerine önemli görev üstlenir. Bu rolleri açıklamaya söyle bir örnekle baslayalım. Üniversite ögrencileri için bilgi- sayar almak ve kullanmak konusunda yeni bir akım basladıgını ve kahvehaneler yerine Internet kafelerini tercih ettiklerini varsayalım. Ekonomide insanların kararlarında fiyat-ların nasıl etkili olduguna bakalım. Ilk olarak tercihlerdeki bu degismenin hangi hizmetin daha fazla üretilecegine iliskin nasıl bir sinyal verdigine bakalım. Ögrencilerin internet kafelere daha fazla gitmeleri (talebi) dolayısıyla buralarda üretilen hizmetin fiyatını yükseltir. Yüksek fiyat, firmaları daha fazla internet kafe açmaya yönlendirir, çünkü firmalar kârın oldugu sinyalini almıslardır. Üstelik bazı yan dallar içinde talep artar. Söyle ki, oyun programları ve bilgisayar malzemelerine de talep artar. Dolayısıyla bunların hem üretimi hem de fiyatları artar. Bu talep artısı sayesinde bilgisayar üretiminde çalısan insanların ücretlerinde de artıs gözlenir. Sonuç olarak fiyatlar; tüketicilerden bilgisayar islerinde çalısanına kadar herkes için sinyal görevi üstlenir. Simdi ise fiyatların nasıl bir tesvik unsuru olduguna bakalım. Internet kafe hizmetleri için yüksek fiyatlar, firmaları bu alana yönelmeye tesvik eder. Daha fazla kazanç oldugu için hizmet üretimi ve kalitesi de artar. Sayet düsük fiyatlar söz konusu ise kazançların da düsük olacagı ve üretimin azalacagı konusunda sinyal vererek piyasaya girisleri engeller. Son olarak fiyatlar, gelir dagılımını da etkiler. Fiyatların yüksek olusu, bu endüstride genelde talebin yüksek olusunun da bir göstergesidir. Bu ise endüstride gelirin artmakta

oldugunun ve çalısanlara daha fazla ücret verilebileceginin bir göstergesidir. Öte yandan fiyatlar düsük ise gelir de düsük olacaktır. Yine fiyatların hızla degistigi durumlarda gelir dagılımı çok hızlı etkilenir. Özellikle gelirini ayarlayamayanlar kayıplara ugrayabilir. Piyasa ekonomisinin iyi islemesi için fiyat düzeyinin istikrarlı olması gereklidir. Yine mülkiyet hakkının insanlara tanınması, piyasalara müdahalede bulunumaması gerek-mektedir. Böylelikle etkinlik saglanacak ekonomi, üretim imkânları sınırı üzerinde bu-lunacaktır. Fiyatların serbestçe belirlenmesi ve piyasa ekonomilerinde insanların iç ve dıs ticareti serbestçe yapmalarında hükûmetlerin hiçbir rolünün bulunmadıgı anlamı çıkarıl-mamalıdır. Hemen hemen tüm piyasa ekonomilerinde devlet iç ve dıs güvenligi saglar ve mülkiyet haklarının olusumunada katkı yapar. Ancak devletin ekonomi üzerindeki rolü sınırlı olup, sadece piyasa basarısızlıkları durumunda devreye girmesi kabul edilir.

Kumanda Ekonomileri Sistemi

Kumanda ekonomileri ya da merkezi plan ekonomilerinde, temel ekonomik sorulara iliskin kararlar merkezi otorite tarafından alınır. Hükümetin kontrolünü elinde bulundu-ranlar merkezi plan çerçevesinde insanların ne yapacagını, üretim ve tüketim tercihlerini ve gelirin bölüsümünü kontrol altında tutarlar. Kumanda ekonomilerinde çogu fiyatlar hükümet tarafından belirlenir ve ekonomide etkinsizliklerin ortaya çıkmasına neden olur. Örnegin, eski Sovyetler Birliginde ekmek fiyatı çok düsük belirlendigi için çiiçiler ineklerini ekmekle besliyorlardı. Çünkü izlenen politikalar insanları bunu yapmaya tesvik ediyordu. Bu durum kaynak israfından baska bir sey degildir. Inekler ot ya da tahıl ile beslenebilir. Bunlar ekmeye göre daha düsük ma-liyetle elde edilir. Oysa ekmek maliyeti; isçilik, yakıt vb. seylerle artmaktadır. Bu durum etkin olmayan üretim nedeniyle üretim imkânları sınırı altındaki bir nokta demektir. Yine kumanda ekonomilerinde yaygın olan kamu mülkiyeti, insanlar için bir tesvik unsuru olusturmaz. Çünkü insanlar çabaları karsılıgı degil de ihtiyaçlarına göre gelir elde ederlerse, arzuladıkları kaynaklara serbestçe sahip olamazlarsa, etkinlikleri azalır. Örne-gin bir mucit, bulusu üzerinde hak sahibi olmaz ise, böyle bir bulus için fazla çaba göster-meyecektir. Dolayısıyla daha az bulus olacak, toplum yeterince gelisme gösteremeyecektir. Sonuçta üretim imkânları sınırı egrisi altında faaliyet sürdürülecektir. Merkezi planlı ekonomiler 20. yüzyılın ortalarında hemen hemen dünya nüfusunun yarısını kapsıyordu. Dogu Avrupa ülkeleri, Eski Sovyetler Birligi, Çin gibi ülkeler merkezi planlı ekonomilerdi. Günümüzde bu alan oldukça daralmıstır. 20. yüzyılın sonlarında ku-manda ekonomiler, piyasa ekonomilerine dönüs çabası içine girmislerdir.

Karma Ekonomiler Sistemi D

ünyada gözlemlenebilen ekonomik sistemlerin hiçbiri, yukarıda açıkladıgımız serbest piyasa ve kumanda ekonomileri sistemiyle tam olarak örtüsmemektedir. Ancak ülkeler her iki sistemin bazı ögelerini aynı anda benimseyerek, genelde karma ekonomik sistem içinde faaliyetlerini sürdürürler. Ancak bu karma durum homojen degildir. Yani kamu ve özel kesimin kombinasyonları her ülke için farklı olarak uygulanmaktadır. Kısaca karma ekonomik sistem; özel mülkiyetin yanında kamu mülkiyetini de kabul eden, piyasa mekanizmasının yanında müdahaleyi de içine sindirebilen, fiyat mekaniz-masının yanında merkezi planları da uygulama çabası içinde olan bir sistem niteligi tası-maktadır. Ancak bu durum daha önce de belirtildigi gibi sektörden sektöre, ekonomiden ekonomiye farklılıklar göstermektedir. Fakat 21. yüzyıl ile birlikte bu karma sistemlerde piyasa ekonomilerinin agırlıgı giderek artma egilimine girmistir.

TERCIH VE FAYDA Etkin isleyen bir ekonomide üretim imkânları egrisi üzerinde nerede olunacagı, toplumun tercihine göre belirlenir. Insanların tercihleri ise, mallardan ne kadar hoslandıkları ile il-gilidir. Bir kez tercihler belirlendikten sonra ekonomide hangi mal ve hizmetin ne kadar üretilecegi, dolayısıyla ne kadar tüketilecegi de belirlenmis olur. Açıklamalarımızı basitlestirmek için söyle bir soru ile baslayalım; kisiler niçin tercih yaparlar? Bunun yanıtı; “Kendilerine en yararlı (faydalı) olanı seçme çabası, ya da fayda maksimizasyonu gayretleridir.” seklinde olmaktadır. Fayda, bireyin tüketilen mal ve hiz-metten elde edecegi memnuniyettir. Gerçek yasamda kisinin elde edecegi memnuniyetin ya da faydanın ölçülüp ölçülemeyecegi iktisatçılar arasında tartısma konusu olusturmus-tur. Tartısmaya taraf olanlardan bir kısmı faydanın ölçülebilecegini öne sürmüslerdir. Faydayı ölçmek için “util” adı verilen bir birim ya da dogrudan parayı kullanmıslardır. Bu gruba sayısalcılar ya da kardinalistler denilmektedir. Diger taraia ise faydanın ölçü-lemeyecegini ileri süren sırasalcılar ya da ordinalistler vardır. Bunlara göre; insanlar bir malı digerinden daha çok begendiklerini söyleyebilirler. Ancak ne kadar daha fazla fayda elde ettiklerini söyleyemezler. Biz bu tartısmalara girmeden açıklamalarımızı kardinalist yaklasım çerçevesinde sürdürecegiz.

Toplam ve Marjinal Fayda

Belirli bir zaman diliminde, bireyin diger mal ve hizmetlerden olan tüketimi sabit iken, bir malın çesitli miktarlarının tüketilmesi sonucu ulasılan tatmin düzeyi toplam fayda olarak tanımlanır ve TU harieriyle sembollestirilir. Fayda birimi olarak util kullanıldıgında, top-lam fayda fonksiyonu, bu malın tüketilen miktarına sayılar verilerek olusturulur. Örnegin, bütün gün aç kalmıs bir kisinin aksam yemegi için pideciye gittigini düsünelim. Yedigi ilk lahmacundan sonra kendine gelebiliyor ve 20 birim fayda sagladıgını düsünüyor, ikinci lahmacunu yediginde toplam faydası 34 birime, üçüncüde ise 43 birime yükseliyor. Dör-düncü lahmacunu yediginde toplam fayda 45 birim oluyor. Bu düzeye kadar daha fazla tüketim ile daha büyük toplam fayda arasında pozitif iliski söz konusudur. Fakat birey be-sinci lahmacunu yediginde ilave fayda elde edememis, dolayısıyla toplam faydası degisme-mistir. Ancak bir sonraki lahmacun ise kendisine sıkıntı vermeye baslamıs ve toplam fay-dası 38 birime düsmüstür. Tüm bu gelismeler asagıdaki tablo 2.2 üzerinde gösterilmistir. Marjinal fayda ise, belirli bir zaman diliminde bir maldan; örnegimizdeki lahmacun-dan, bir birim daha fazla tüketilmesi sonucunda ortaya çıkan toplam faydadaki degisme olarak tanımlanır. Kısaca ilave tüketilen birimin sagladıgı fayda marjinal fayda olup, MU harieriyle sembolize edilir. Herhangi bir X malı için marjinal fayda (MUx) toplam fayda fonksiyonunun egimini ya da degisme oranını gösterir ve su sekilde formüle edilir:

MUX = ΔTUX ΔQX = x malı toplam faydasındaki değişme / x malı miktarındaki değişme

iTUx= x malı toplam faydasındaki degismedir. iQx ise x malı miktarındaki degisme-dir. Örnegimizde ilk lahmacun ile ikinci lahmacun arasındaki toplam faydadaki degisme ise ( TU2 – TU1 = iTU dan) 14 birimdir. Miktardaki degisme ise (iQ = Q2 – Q1) bir birim olduguna göre marjinal fayda su sekilde hesaplanır:

MUX = TU2 – TU1 / Q2 -Q1 = 34 -20 / 2 -1 = 14

Tabloyu dikkatle incelersek, toplam fayda belirli bir düzeye kadar her ilave birim ile artmaktadır. Ancak bu artıs azalarak devam etmektedir. Hatta toplam fayda en yüksek düzeye ulastıktan sonra ilave tüketimin toplam faydaya katkısı negatif deger almaktadır. Dolayısıyla tüketici azalan marjinal fayda ile karsı karsıyadır. Iste marjinalistler bu aza-lan marjinal fayda varsayımını kullanarak, bireyin bir mala iliskin talep egrisinin negatif egimli oldugunu ispatlamaya çalısmıslardır. Kardinalist ya da sayısalcı yaklasımda fayda, util adı verilen soyut bir miktar ile daha son-ra marjinalistlerle birlikte para cinsinden ölçülebilmektedir. Para ile ölçüldügünde faydayı açıklarken izlenen yöntem söyle olur: Tüketici, ilave bir birim mal tüketmek için vazgeçmek istedigi paranın miktarı ile faydasını açıklar.Tek bir mal durumunda (örnegin x malı) tüketici ya bu x malını satın alır, ya da gelirini para biçiminde elinde tutar. Dengenin saglanabilmesi için x’in marjinal faydasının tam olarak x’in fiyatına esit olması gerekir. Dolayısıyla dengede MUx = Px olur. Sayet Px > MUx ise tüketici X malı tüketimini azaltarak (böylelikle MUx arta-caktır) ve gelirini harcamayarak fayda düzeyini yükseltir. Benzer sekilde MUx > Px ise tüketici x malı tüketimini arttıracak (bu durumda MUx azalacak) ve gelirini daha az para olarak tuta-caktır. Böylece sadece MUx = Px durumunda toplam tatmin düzeyi maksimum olur.

Tüketicinin fayda maksimizasyonunu basit matematiksel yöntem ile açıklayabiliriz. X malı için toplam fayda fonksiyonu TU = U(x) olsun. Fayda parasal birim ile ölçüldügün-den x malı alımı için tüketici Px. x kadar para ödemesi gerekir. Tüketici x malını tüketmek-le elde edecegi fayda ile x malı için katlanılan maliyet arasındaki farkı maksimize etme çabası içinde oldugunu varsaydıgımızda yani tüketicinin net toplam faydayı maksimize edecegi varsayıldıgında, Net TU = U(x) – Px. x maksimize edecektir. Maksimizasyon için gerekli kosul, fonksiyonun x’e göre kısmi türevini alıp sıfıra esit-lememizdir.

∂U ∂X – PX = 0 , ∂U ∂X marjinal faydayı tanımladıgından; MUX – PX = 0 i MUX = PX tüketici marjinal faydayı fiyata esitleyerek dengeye ulasır.

Marjinal Fayda ve Bireyin Talep Egrisinin Elde Edilisi

 Kardinalist fayda yaklasımının bu basit modelini kullanarak, tüketici talep egrisini elde edebiliriz. Grafik 2.6’da x malı için toplam fayda ve marjinal fayda egrileri çizilmistir. Top-lam fayda x3’de maksimuma ulasırken, bu düzeye kadar marjinal fayda pozitif degerler al-maktadır. Marjinal faydanın bu pozitif kısmı tüketici talebi ile iliskilidir. Gerçekte MUx’in bu pozitif kısmı bireyin talep egrisidir. Örnegin Px1 fiyatında faydasını maksimize eden tüketici x1 kadar tüketim yapmalıdır. Px2 fiyatında x2 kadar tüketmelidir. Bu fiyatlarda bas-ka bilesimlerin olması maksimizasyonu saglamaz. Grafikte x’in marjinal faydası parasal degerlerle ölçülmektedir. Yani bir birim daha fazla x malı tüketmekle paranın marjinal ikame oranı dikkate alınmaktadır. Sayet MUx parasal degerlerle açıklanmamıs olsa idi, bu türde talep egrisi çizemezdik.

Tercihler ve Tüketici Dengesi

Kardinalist yaklasımın talep teorisini, birden fazla mal durumu içinde genellestirebiliriz. Örnegin; n sayıdaki mal için her malın marjinal faydasının fiyatına oranı tüm mallar için esit olunca denge kosulu saglanmaktadır. Formülasyon ile açıklarsak;

MUx / Px = MUy / Py = …= MUn / Pn

olmalıdır. Ancak bu tür bir esitligin saglanması durumunda, tüketici toplam faydasını maksimize edebilecek, satın alacagı mallar arasında baska bir dagılım fayda maksimizas-yonunu saglamayacaktır. Örnegin, iki mal durumunda asagıdaki gibi bir durum var ise;

MUx / Px > MUy / Py

Böylesi bir durumda tüketici daha az y malı alarak tasarruf ettigi parasıyla daha faz-la x malı almalıdır. Böylelikle tüketicinin harcamasında bir degisiklik olmaksızın toplam faydası artacaktır. Simdi bir bireysel tüketiciyi dikkate alarak açıklamalarımızı sürdürelim. Bu bireyin cebindeki parayla sadece iki mal satın alabilecegini varsayalım. Bu mallar; A malı ve B malı olsun. Bireyin hem A malı hem de B malına iliskin tercihleri Tablo 2.3’te özetlenmek-tedir. Bu arada, A malı ve B malı tercihlerinin zaman ve diger degiskenler degistiginde de degismedigini varsayıyoruz. Tabloda 2’nci ve 6’ncı sütunlar sırasıyla A malının (TUA) ve B malının (TUB) toplam faydasını göstermektedir. 3’üncü ve 7’nci sütunlar ise A malının (MUA) ve B malının (MUB) marjinal faydasını göstermektedir. Bu fayda listesi, bir haialık zaman diliminde bu bireyin tüketim kararlarıyla birlestirilsin.

Her iki ürüne iliskin kararlar verilirken akla gelen, tüketici sepetine hangi malın gireceg idir. Tüketici bu kararı verirken, öncelikli olarak verdigi para birimi basına fayda düzey ini kendisine rehber alır. Her asamada bireyin benzer karsılastırmayı yaptıgını düsündügümüz zaman ilk parayı en çok faydayı sagladıgı mal için kullandıgı görülecektir. Asagıda düzenlenen tablo, fiyatlar ve gelir düzeyi veri iken (A malı fiyatı 200, B malı fiyatı 50, gelir 800 TL’dir.), tüketici sepetine ilk olarak neyin girecegi, tüketicinin tüm parasını kullandıgı varsayımında tüketicinin alabilecegi mal ve hizmet bilesenin ne olacagını özetlemektedir. Tüketici her karar asamasında cebindeki bütçesini temel alarak, alacagı ürünün birim basına marjinal faydasını dikkate alarak karar vermektedir. Tüketicinin tüm parasını harcaması sonucunda bu tüketicinin sepetinde 3 adet A malı, 4 adet B malı bulunmaktadır. Tüketicinin kendisine en çok faydayı sagladıgına inandıgı ve tüm gelirini kullandıgı bu noktada tüketici dengesi olusmaktadır. Tablo 2.4’te de aynı sonucu görmekteyiz. Bu bilesenin belirlenmesinde temel belirleyici;

MUX / PX = MUY / PY =…= Mun / Pn

esitligidir. Kısaca, tüketilen malların para birimi basına marjinal faydaları birbirine esit oldugunda tüketici geliriyle kendisine en yüksek faydayı saglayan mal bilesenini tespit edeb ilecektir. Yukarıdaki örnege baktıgımızda 3’üncü A malının para birimi basına marjinal faydası 0.1 iken, 4 üncü B malının para birimi basına marjinal faydası 0.1’dir. Bu düzeyde her iki ürünün para birimi basına marjinal faydaları birbirine esittir.

Para Birimi Basına Marjinal Faydadan Hareketle Talep Egrisinin Elde Edilmesi Acaba tüketicinin geliri ve B malının fiyat aynıyken, A malı fiyatı düsse bu bireyin kara-rı ne olur? Tüketicinin mal ve hizmet sepetinde yer alacak A ve B malı kombinasyonu ne olacaktır? Bu soruları yanıtlamak için, 800 TL gelir düzeyinde, B malı fiyatının 50 TL ol-dugu varsayımında, A malı fiyatı 200 TL’den 100 TL’ye düstügünü varsayalım. Bu durum-da 800 TL gelir, B malı fiyatının 50 TL oldugu durumda, A malı fiyatı 100 TL’ye düserse, malların para birimi basına marjinal faydalarının esit oldugu üç noktayla karsılasılmaktadır. (Tablo’da 5 ve 9 sütunlarda) Ancak 2 adet A malı, 1 adet B malı bileseni tüketici tarafın-dan tercih edilirse

MUA /PA2 = 0,3 ve MUB/ PB = 0,3 ;2 adet A ve 1 adet B malında eşittir

800 TL’lik gelirin sadece (2×100=200 ve 1×50= 50) 250 TL’lik kısmı harcanacak-tır. Bu durum etkin olmayan bir karara isaret etmektedir. Para birimi basına mar-jinal faydaların esit oldugu ikinci bilesende ise 4 adet A malı, 4 adet B malı tercihi

MUA/ PA2 = 0,1 ve MUB / PB = 0,1 ;4 adet A ve 4 adet B malında eşittir

yer almaktadır. Bu du-rumda da gelirin sadece 600 TL’lik kısmı harcanmaktadır. Yani gelirin tamamı harcanmamak-tadır. Bu durumda fayda maksimizasyonu gerçeklesmemistir. Buna karsın para birimi basına marjinal faydaların esit oldugu ve tercih edilebilecek bir diger bilesen de 5 adet A malı ve 6 adet B malıdır. MUA/PA2 = 0,05 ve MUB / PB = 0,05 ;5 adet A malı ve 6 adet B malında eşittir

Bu durumda gelirin tamamı harcanmaktadır. Bu durumda fayda maksimizasyoncusu tüketici A malı fiyatında meydana gelen düsüse baglı olarak, tükettigi A malı miktarını artırmaktadır.

Fiyat ve miktar arasındaki iliski grafik halinde düzenlendiginde tüketicinin azalan fi- yat karsısında talep edecegi A malı miktarı artacaktır. Dolayısıyla fiyat ile miktar arasında ters iliski vardır. Fiyat arttıgında talep edilen mal ve hizmet miktarının azalması veya fiyat düstügünde talep edilen miktarın artması Talep Kanunu olarak tanımlanmaktadır. Bu durum bir sonraki bölümde detaylı olarak açıklanmaktadır.

Özet

Kıtlık ve Tercih Kavramlarını Açıklamak Bireylerin ve toplumların karsı karsıya bulundugu temel ekonomik sorun kıtlıktır. Mevcut kaynakların isteklerimizi karsılayamaması sonucu varolan kıtlık, ekonomi biliminin ortaya çıkıs nedenidir. Çünkü ekonomi bilimi, kaynakları kıt olması nedeniyle in-sanların yaptıkları tercih ve bu tercihler sonucunda insanlar arasındaki ekonomik etkilesimi inceler. Mal ve hizmet üretiminde kullanılan kaynaklar gir-diler ya da üretim faktörleri olup toprak emek ve sermaye olarak gruplandırılırlar. Kaynaklar ne kadar çok olursa olsun sınırlıdır. Bu üretim faktörleri sınırlı oldugu için, bir ekonomide üretilebilecek mal ve hiz-metler de sınırlı olacaktır. Bu sınırlılıklar ekonomide bir malın üretimi arttırıldıgında baska malların üre-timinin azalması gerektigini ortaya koyar. Bu kıtlık nedeniyle insanlar mallara sahip olmak için bir bedel ödemek zorundadırlar. Aslında tüm kaynaklarda varolan kıtlık, insanların ar-zuladıklarından daha az mal ve hizmete sahip olacak-ları sonucunu dogurmaktadır. Bu nedenle insanlar tercih yapmak zorunlulugu ile karsu karsıyadır. Seçim ve Fırsat Maliyeti Kavramlarını Ifade Etmek Tüm isteklerimizi karsılamadaki güçlük, bizi sınırlı kaynaklarımızı en iyi sekilde nasıl kullanabilecegimiz konusunda seçim yapmaya zorlamaktadır. Kıt kay-nakların nasıl kullanılacagı konusunda akılcı seçim-lerin yapılması ekonominin temel konusunu olustur-maktadır. Akılcı (rasyonel) seçimlerin yapılabilmesi için, dikkate alınan her bir seçenek ya da alternatife iliskin fayda ve maliyetlerin karsılastırılması gerekir. Belirli bir karar ya da seçimin sagladıgı fayda, bu seçi- me iliskin maliyeti asıyorsa, refah düzeyimiz yüksele-cektir ve bu seçim rasyoneldir. Ekonominin bize ögrettigi temel derslerden biri, yap-tıgımız tüm seçimlerin bir maliyet içermesidir. Be-gendigimiz bir seyi elde etmek istedigimizde ya da bir sey yapmak istedigimizde, alternatif baska bir seye sahip olmaktan ya da baska bir seyi yapmaktan vaz-geçmemiz gerekir. Belirli bir tercih ya da davranıs için vazgeçmek zorunda kaldıgımız en degerli alternatif bu seçimin ya da davranısın fırsat maliyetidir. Alter-natif maliyet olarak da adlandırılan fırsat maliyeti, kı-saca bir kararı uygularken vazgeçilen karar seklinde tanımlayabiliriz. Fırsat Maliyeti ile Parasal Maliyet Arasındaki Iliskiyi Göstermek Kıtlıkla karsı karsıya bulunan insanların yaptıkları tercihleri, fırsat maliyeti önemli ölçüde etkiler. Eger bir mal ya da hizmetin fırsat maliyeti artıyorsa insan-lar bunun alımını azaltır ve bunun yerine daha ucuz olanı ikame etmeye çalısır. Bu çerçevede fırsat maliye-ti ile fiyat arasındaki iliskiyi bilmemiz çok önemlidir. Iyi isleyen bir piyasada bir malın fiyatı ile fırsat mali- yeti arasında çok yakın bir iliski vardır. Bir malı satın almak için vazgeçtigimiz TL miktarı o mal için para-sal fiyattır. Bu alım kararının fırsat maliyeti vazgeçti- gimiz en iyi alternatif karardır. Fırsat maliyeti ile para-sal maliyetin aynı sey oldugunu söylemek bir yanılgı olur. Çünkü piyasa iyi islemediginde parasal maliyet fırsat maliyetini yansıtmaz. Üretim Imkanları Sınırının Ne Anlama Geldigini Ta-nımlamak Üretim imkânları sınırı, mevcut üretim faktörleri ve üretim teknolojisi veri iken belirli bir dönemde eko-nominin maksimum düzeyde üretilebilecegi çesitli çıktı (ürün) bilesimlerini gösteren egridir. Tüm kay-naklar en etkin biçimde kullanılmaktadır. Üretim imkânları sınırı dısında bir noktada üretim yapmak, kaynak yetersizligi nedeniyle mümkün degildir. Egri içerisinde bir noktada bulunmak ise, kaynakların et-kin kullanılmadıklarını gösterir. Artan fırsat maliye-ti nedeniyle de üretim imkânları sınırı egrisi orijine göre içbükey çizilir. Alternatif Iktisadi Sistemleri Tartısmak Üretim imkânları egrisi, kıtlık ve tercih sorununu basit bir sekilde açıklamakla birlikte, her ekonominin yanıt-lamaya çalıstıgı temel soruları da tartısmamıza olanak saglamaktadır. Tüm ekonomilerin yanıt aradıgı üç te-mel soru; neler üretilecek, nasıl üretilecek ve kimler için üretilecek ya da nasıl paylasılacak biçimindedir. Bu üç temel sorunun çözümü için, toplumlar siyasi yapılarına uygun ekonomik sistemleri benimseyerek, bu çerçevede davranıs içinde olurlar. Ekonomilerin isleyis sistemleri ile ilgili olarak bir uçta piyasa eko-nomileri, diger uçta ise kumanda ekonomileri yer al-maktadır. Bu iki uç sistem dısında her iki sistemin bir kısım yönlerini kabul eden, dünya üzerinde en yaygın biçimde gözlemlenen karma ekonomik sistem ise her ülkede farklı olarak uygulanmaktadır.

Tercih ve Fayda Kavramını Açıklamak, Talep Egrisinin Nasıl Elde Edildigini Göstermek Etkin isleyen bir ekonomide üretim imkânları egrisi üzerinde nerede olunacagı, toplumun tercihine göre belirlenir. Insanların tercihleri ise, mallardan ne ka-dar hoslandıkları ile ilgilidir. Bir kez tercihler belir-lendikten sonra ekonomide hangi mal ve hizmetin ne kadar üretilecegi, dolayısıyla ne kadar tüketilecegi de belirlenmis olur. Fayda, bireyin tüketilen mal ve hiz-metten elde edecegi memnuniyettir. Belirli bir zaman diliminde, bireyin diger mal ve hiz-metlerden olan tüketimi sabit iken, bir malın çesitli miktarlarının tüketilmesi sonucu ulasılan tatmin dü-zeyi toplam fayda olarak tanımlanır. Toplam fayda egrisinden hareketle marjinal fayda egrisi elde edilir. Azalan marjinal fayda egrisinin pozitif degerler alan bölgedeki kısmı tüketicinin talep egrsini olusturur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.