Home » Tarih » Avrupa Medeniyetleri » İtalya’da Bir İslam Medeniyeti

İtalya’da Bir İslam Medeniyeti

Neredeyse Müslümanların tamamı Endülüs’ten haberlidirler. Fakat kültürlü, bilgili Müslümanlar bile Sicilya’nın 250 yıl İslâm hâkimiyetinde kaldığından ve 398 yıl İslâm varlığıyla şerefyab olduğundan maalesef habersizdirler. Dahası, Sicilya’ya yerleşen Müslümanlar, hakimiyetlerini pekiştirdikten sonra İtalya’ya doğru tırmanmaya başlamışlar ve Roma şehrinin içlerine kadar girerek çoğumuzun bilmediği büyük bir başarıya imza atmışlardır. Fakat Sicilya Müslümanlarının sonu da maalesef Endülüs Müslümanlarının sonuna benzemiştir.

Afrikaya yayılan ve burada önemli başarılar elde eden İslam Medeniyeti, iki noktadan  Avrupaya dokunmuştur. Bunlardan ilki Cebelitarık Boğazını geçerek Endülüs (İspanya) üzerinden, ikincisi ise Sicilya ve Güney İtalya’dandır. İslam Medeniyetince üretilen eserler, İspanya ve Sicilya yoluyla Avrupa’ya geçerek, Ortaçağ Avrupa dünyasını derinden etkilemiştir. Bu etkileme o derecedir ki;

O dönemde Avrupalı Hristiyanlar bile Arapça öğreniyorlar ve Avrupa’da saraylarda Arapça konuşuluyordu. O zaman Arapça Avrupa’da saray diliydi.

Ernest Renan‘dan nakledilen şu sözler İslam felsefesinin etkisini gözler önüne sermektedir: “Ortaçağdaki Yahudilerin bütün edebiyat kültürleri Müslüman kültürünün bir yansımasıdır. İspanya’daki Müslüman hakimiyetinde bulunan yerlerde de aynı sonuçlar meydana gelmiştir. Daha X. yüzyıldan itibaren Arapça, Müslümanların olduğu kadar Yahudi ve Hristiyaların da ortak ilim diliydi. Gerek  Yahudi gerekse Hristiyan batılı filozoflar isimlerini zikrederek veya zikretmeyerek Müslüman filozoflardan oldukça yararlanmışlardır.

O zaman Avrupa’da soylu ailelerin çocukları, kralların çocukları ve zenginler Endülüs’te ve Sicilya’da Müslümanların medreselerine ve okullarına gönderiliyorlardı. Avrupa’da Arapça bilmek o zaman büyük bir lükstü. 

harita

SİCİLYA İSLAM MEDENİYETİ

Sicilya’ya denizden ilk Arap akını Hz. Osman  döneminde  652  yılında gerçekleştirilmiş, 700 yılında ise  Pantelleria adası Arap Müslümanların hakimiyetine girdi. Daha sonra defalarca Sicilya adasına asker çıkarılmışsa da kapsamlı fetih harekatını Tunus merkezli Ağlebiler döneminde başladı.  Amerikalı tarihçi Barbara M. Kreutz’un kaleme aldığı (Normanlardan önce  9. ve 10. yüzyıldaki İtalya) adlı kitabında Kreutz Müslüman Arapların (Ağlebi Hanedanı) İber yarımadasından sonra, Güney İtalya ve Adriyatik kıyılarınada fetihler düzenlediklerini ayrıntılarıyla ele almaktadır. Müslümanlar burada bazı bölgelerde emirlikler kurdular, bunun en bilineni ise  847 ve 871 yılları arasında  Bari Emirliğidir. (1)

830’da başlanan Palermo Kuşatması bir yıl sonra başarıya ulaştı ve 831 yılında kent fethedildi.  843’te İtalya anakarasına en yakın nokta olan Messina kuşatıldı. 849’da  Ragusa, 859’da  ise Castorgiovanno  ele geçirildi. Kurulan emirlikler içerisinde en uzun sürelisi ve en kalıcı etkilere sahip olanı ise (827-1091) yılları  arasında kurulan Sicilya Emirliği olmuştur. Sicilya İslam Emirliği’nin  başkenti ise “El Madina” yani Medine olarak anılan şehir Palermo’ydu. Sicilya adası (827-909) yılları arasında Ağlebi hanedanı (Tunus’taki Arap Emirliği) tarafından yönetildi. Ağlebiler Tunus’dan Palermo’ya bir Sicilya valisi tayin etmekteydiler. Sicilya’nın diğer büyük şehirlerinde Palermo’daki valinin tayin ettiği  kadılar  ve küçük şehirlerine  hakimler  idaresi bulunmaktaydı. Ağlebi saltanatı 904 yılında Şii Fatımiler’in propagandaları sonucunda parçalandı ve toprakları  Fatımiler’in eline geçti. 909’da İfrikiye’deki Ağlebi Hükümdarlığıda sona erdi ve yerine Şii Fatimiler geldiler ve Sicilya’yı kendi atadıkları bir vali idareye koyuldular. Bu dönemde büyük isyanlar patlak verdi iç savaşlar yaşandı. Kelbi hanedanlığı Sicilya Emirliğinin yönetimini 948’de Fatımilerden devr aldılar. Bundan sonra Hasan bin Ali el Kelbi sülalesinden gelenler emir oldular. Bu nedenle “Sicilya Emirliği” Kelbiler devleti olarak da anılmaktadır. 1053 yılına kadar adadaki son Kelbi hanedanıda Hasan as-Samsam oldu.  Kuzey Afrika’dan gelen Ziri hanedanlığının orduları Ziriler Emiri’nin oğlu Abdullah idaresinde Sicilya’ya geçti. 1036-1052 arasında Kelbiler Ziriler ordusuna bağlı olarak yaşadılar. 1052’de Vali İbn Summe Zirilik egemenliğini reddetti ve adanın bir kısmını Normanlar’a  bıraktı.  Böylece Sicilya’nın Normanlarca fethi süreci başladı. 1052 ile 1091 yılları arası Sicilya Emirliği Sicilya’yı kaybetmemek için Normanlara karşı savaşlar yaptılar. 1091’de Sicilya Normanlarca işgal edilince adadaki İslam hakimiyetide son bulmuş oldu. Arap hakimiyeti sona ermesine karşın 1200’lere  kadar  Araplar  ticari ve kültürel olarak adada bulunmaya devam ettiler. Böylece Norman-Arap kültürünün temelleride atılmış oldu. Sicilya’nın bu tarihini akademik ve birinci dereceden kaynaklardan incelemek için öncelikle Michele Amari’nin kitaplarını incelemek gerekmektedir. İtalyan oryantalist ve İslam tarihçisi Michele Amari’nin birinci ciltini (1854)’te ikinci ciltini (1858) yıllarında yayınladığı “Storia dei Musulmani di Sicilia” (Sicilya Müslümanlarının Tarihi) adlı kitabında Güney İtalya ve Sicilya’daki İslam hakimiyetine dair orijinal latin kaynaklara ve Arap tarihçilerin kaynaklarına yer vermiş en önemli kaynaklardan biridir. Amari’nin kaleme aldığı “Diplomi arabi del  Reale Archivio Fiorentino Testo originale con la traduzione letterale e illustrazioni” (Floransa Kraliyet Arşivi’ndeki Arap vesikaları) adlı çalışmasıda birinci dereceden önemli bir resmi dokümandır. Belçikalı oryantalist ve  islam tarihçisi  Edmond  Fagnan’ın kaleme aldığı “Nouveaux textes historiques relatifs a l’Afrique du nord et a la Sicile”, adlı çalışmasıda  Kuzey Afrika ile Sicilya Emirliği arasındaki ilişkilere dair birinci dereceden önemli belgeleri ihtiva etmektedir. (2)

Sicilya İslam tarihi ile alakalı olarak birinci dereceden Arap tarihçilerin kaynaklarına dayanaraktan anlatılan ve başvurulması gereken kaynaklardan biri ise Hollanda Şarkiyat Araştırmaları Enstitüsünün 1978’te bastığı 1996’da yeniden güncellediği (The Encyclopaedia of Islam) İslam Ansiklopedisinde yer alan  “Şıkıllıya” maddesidir. Arap tarihçilerin aktardığına göre Sicilya adı Arap kaynaklarda yer verildiğine göre (Şıkıllıya) olarak geçmektedir. (3)

Bartın Üniversitesi Tarih Bölümü akademisyenlerinden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Hizmetli  (Sicilya Tarihinin Kaynakları) adlı makalesinde ilk dönem Arap tarihçilerin Sicilya’daki  İslam hakimiyetine dair Arap kaynakların açıklamalarına  kronolojik olarak yer vermiştir. Bu kaynaklar tarih kitapları, tabakat, teracim kitapları, coğrafya kitapları, seyahatnameler, gezi kitapları, dil ve edebiyat kitaplarıdır. (4)

Katolik ilahiyatçılar tarafından hazırlanan Katolik Ansiklopedisi Sicilya’daki İslam varlığından şöyle söz etmektedir; “Arap Müslüman egemenliği, maddi açıdan Sicilya’ya büyük bir faydalar sağladı. Sicilya’ya özgürlük geldi. Müslüman egemenliği Hristiyan nüfus tarafından beğeniyle karşılandı. Onlar geldikten sonra kölelik azaltıldı. Müslüman hakimiyetinde Palermo, önemli bir kültür merkezi oldu, tüm Arap dünyasında bilinen en iyi şehir Palermo’ydu. Müslümanlar  Hristiyan ve Yahudilere dinlerinde  özgürlük bıraktı. Sicilya’da tarım gelişti, Sicilya yarımadasına Afrika’dan ayva, şeker, kamış  ve yeni bitki çeşitleri getirildi. Palermo  mimari açıdan emirlerin cömertliği sayesinde geliştirildi. Sadece  Palermo’da  (İbn Havkal’ın Gezi Notlarına dayanaraktan) 300 cami vardı.  Şairler Arapça ve Yunanca şiirlerle adanın tüm güzelliklerini anlattılar. Katolik Ansiklopedisi Sicilya adasındaki nüfusu şöyle bildirmektedir; 10. yüzyılda adada yapılan nüfus sayımına göre adada 1,590,665 Müslüman, 1,217,033 Hristiyan mevcuttu, adanın toplam nüfusu  2,807,698’di. (6)

Sicilya’yı o dönem en ayrıntılı olarak anlatan Mardin Nusaybinli  büyük Arap coğrafyacısı ve seyyahı  İbn Havkal’di. İbn Havkal (Şuretü’l Arz) “Yeryüzü’nün Yüzü” adlı kitabında Sicilya’ya yaptığı geziden ayrıntıyla bahsetmektedir. İbn Havkal 973’de ziyaret ettiği Palermo şehrinin Kelbi hanedanlığınca yönetildiğine işaret etmiş, Palermo’da (Kasr) adlı iç kalenin Palermo’nun merkezi olduğunu ve burada eski Roma’dan kalma bir basilika’dan dönüştürülmüş Ulu Cami bulunduğunu; El-Halisa adlı semtte ise valinin sarayı, hükümet konağı ve daireleri, bir camii, hamamlar ve bir özel hapishane bulunduğunu bildirir. İbn Havkal, Palermo’da 300 camii, 150 kasap dükkanında 7000 çalışanının bulunduğunuda not etmektedir. (7)

İtalyan oryantalist Michele Amari, İbn Havkal’in Palermo’da gördüklerini şöyle aktarmaktadır: Ebul Kasım Muhammed İbn Havkal Akdeniz’deki İslam coğrafyasını gezmiş Sicilya şehirlerini, Amalfi, Salerno ve Napoli şehirlerinde yaptığı gezileri günlüklerinde not etmiştir. İbn Havkal 973 yılında Palermo’ya geldi, şehri 7 günlük bir yolculuk içinde gezdi. Palermo’nun 5 ayrı bölgeye ayrıldığını, birçok dağ, verimli büyük tarlaları, kale ve coğrafi ayrıntıları not etti. Yüksek taş duvarlarla çevrilmiş kulelerle çevrelenmiş (Kasr) adını verdikleri saraylara dikkat çekmiş bu saraylarda zengin tüccarların yaşadığını, belediye ve emirlik hizmetleri için ayrılmış iki kasabanın olduğunu, Palermo’nun Sicilya’nın en gelişmiş bir dünya şehri olduğunu not etti. İbn Havkal Palermo’ya vardığında ilk olarak Sultan tarafından karşılandı ve sarayda ağırlandı. Sicilya emirliğini Kelbi hanedanlığı yönetiyordu. Kelbiler zaman zaman İtalya üzerinden gelen Normanlar ve Mısır’daki Fatimi orduları ile mücadele ediyordu. Havkal Palermo şehrinde 300 bin Müslümanın varlığını, bölge pazarına yakın sanat harikası bir Yeni Cami’nin bulunduğunu, cami çevresinde buğday satıcıların, terzilerin, manavların, bakırcıların, demircilerin varlığına işaret etmekte 150’yi aşkın kasap dükkanının olduğunuda not etmektedir. 300 okul müdürünün yönettiği okullarda Aristotoles üzerinde incelemeler yapıldığını ve bazı medreselerin varlığına işaret ediyor. İbn Hamdis adında bir şair Sicilya’ya karşı yapılan savaşları şiirlerinde anlatıyordu.

Havkal halk üzerinde yaptığı gözlemlerde asalet sahibi doktorların ve tüccarların varlığına dikkat çekiyor. Latin Müslümanların yüz, cilt, dildeki telaffuz vb. fiziki farklılıklarına değinmiş, latin Müslümanların dini ve ahlaki konularda ehlileştiğini belirtmiştir. Diğer Arap tarihçiler ve bazı italyan araştırmacılar İbn Havkal’ın Palermo’da 300 cami saydığını belirtmektedir.(8)  Oryantalist İslam tarihçileri tarafından hazırlanan E.J Brill İslam Ansiklopedisinde  İbn Havkal’ın  Palermo’da 300 cami not ettiğini bildirmektedir. (9)

Palermo Camisi

Palermo katedrali Palermo başpiskoposu Gualtiero Offamilio ve Sicilya kralı II. William’ın kararıyla 1184’de inşa edildi.  Caminin bulunduğu alan İslam hakimiyetinden önce bir bizans bazilikasıydı. Bazilika Palermo şehrinin İslam hakimiyetine geçmesiyle beraber 831 yılında Sicilya emirliği tarafından camiye dönüştürüldü. 1072’de Palermo şehri Norman hakimiyetine girince cami orijinal şekliyle kalmış fakat kilise olarak  kullanılmıştır. 1184 yılında ise büyük bir Katedral halini almıştır. Katedral inşa edildiği ilk dönemde Arabesk mimarinin tüm özelliklerini taşımaktadır. Norman-Arap mimarisi ile inşa edilmişse de daha sonraki yüzyıllarda dış ve iç yüzeylerinde Gotik, Barok ve Neo klasik mimari ile değişiklikler yapılmıştır. Bir çok sanat tarihçininde belirttiği üzere Palermo Katedralinin yapımında Müslüman ustalar çalışmıştır.

Palermo Katedrali, Müslümanların Sicilya’ya hakim olduğu bir dönemde inşa edilen büyük eski bir Cami’nin üzerine yapılmıştır. Yazımızda bahsettiğimiz üzere coğrafyacı seyyah  İbn-i Hakval  973  yılında Palermo’ya yaptığı ziyarette bulunmuştu. İbn Havkal (Şuretü’l Arz) “Yeryüzü’nün Yüzü” adlı kitabına konu olan günlüklerinde Palermo’da büyük bir Cuma camisinden ve çevresindeki esnaflardan bahsediyordu. “İbn Havkal’ın bahsettiği büyük Cuma camisi, daha sonra üzerine inşa edilen Palermo Katedral’idir. Palermo şehri Normanların eline geçtikten sonra ki dönemde cami yapılan ilaveler ile kiliseye dönüştürülmüştür.”  (10)

sutunFotoğraflarda gördüğünüz üzere Palermo Katedralinin girişlerinde bulunan beyaz sütunların orjinali Cami’ye aittir. Cami’den kalma sol sütunların birinde Arapça bir yazıyla Kur’an’dan bir ayet yazılmıştır. Kufik olarak yazılan yazının en başında “Bismillahirrahmanirrahim”, son kısmında “El-Fatiha” yazılıdır. Yazının devamında “Allah birdir, Muhammed onun elçisidir” şeklinde yazıldığı birçok kaynaktada bildirilmektedir.  (11)

Sicilya‘nın ve  tüm Güney İtalya‘nın  9. yüzyılda  İslam dünyasıyla karşılaşması ve adada, 827 yılından 1091 yılındaki Norman istilasına kadar 254 yıl süren Müslüman varlığı, adanın sonraki sahiplerini ve kültürlerini de etkilemiştir. Sicilya Müslümanların bir eyaleti olarak askeri başarılarından çok ilim ve kültür alanlarındaki başarıları ile tarihteki yerini aldı. Batı düşüncesinin oluşumunda İslam’ın oynadığı rol kendisini felsefe, tabiat bilimleri, fizik, matematik, edebiyat, şiir, öykü, güzel sanatlar, mimari ve müzik dallarında göstermiştir. İslam  düşüncesiyle uyanışın ilk parlak yıllarını Endülüs’te Toledo (Tuleytula) şehri, diğeri ise İslam hakimiyetindeki  Güney İtalya  ve Sicilya’dır. Bu konuda en geniş orijinal kaynakları ise  İtalyan oryantalist ve İslam tarihçisi Michele Amiri’nin 1880 yılında yayınladığı (Biblioteca Arabo-Sicula) adlı eseridir. Amari bu eserinde Sicilya’da kurulmuş Arapça dil çeviri okullarına, bilim okullarına ve çalışmalarına yer vermekte, okulların ve çalışmaların içeriğine ve hangi kaynaklara dayandığını da yer vermektedir. (13)

Normanlar ve Kutsal Roma İmparatorluğu Dönemi

Endülüs ve Sicilya İslam kültürünün temsil edildiği ve Avrupa’yı etkileyen önemli merkezlerdi. Sicilya, İslam bilim ve düşüncesinin Batı’ya geçtiği yerlerden biridir.  İslam hakimiyetinin tüm kültürel, mimari ve siyasi etkileri Normanlar, Norman hakimiyetinden sonra Sicilya’da idareyi ele alan Kutsal Roma İmparatorluğunu yöneten Alman Hohenstaufen hanedanı vasıtasıyla Sicilya ve diğer Avrupa ülkelerinde etkisini göstermiştir.   Sicilya’da idareyi 1091’de Normanlar Müslümanlardan devr aldılar. Adayı 1091 ile 1194 yılları arasında Normanlar yönettiler. Norman hakimiyetindeki Sicilya’da I.Roger (Rugerro) ve oğlu II.Roger, I. William ve II. William krallık yaptılar. Normanlardan sonra adanın yönetimi Alman Hohenstaufen hanedanlığına geçti. Alman Hohenstaufen hanedanlığından I. Frederich, VI. Henrich ve Kutsal Roma İmparatoru II. Frederich Sicilya adasında krallık yaptılar. Sicilya, İslam bilim ve düşüncesinin Batı’ya geçtiği en önemli yerlerden biridir. Sicilya’yı işgal eden   Norman Kralı Roger, Müslümanlara fazla dokunmamış, din değiştirmeye de zorlamamıştır. Roger, ada’yı tamamen hakimiyeti altına aldıktan sonra idari yapıda fazla bir değişiklik yapmamış, yüksek mevkideki Müslüman idareci ve memurların makamlarında kalmalarına izin vermiştir. II.Roger’da, babası gibi Müslümanlara iyi davranmış, egemenliğini genişletmesine engel olmaya çalışan Papa’ya ve Alman imparatoru’na karşı kurduğu orduya  Müslümanları da asker olarak dahil etmişti.

“II. Roger döneminde Müslümanların sanat ve mimarideki üstünlükleri Normanları etkilemiş ve bu etkileşim neticesinde Arap-Norman sanatı doğmuştur. Arap-Norman mimarisi ile inşa edilen saraylar ve kiliseler görkemiyle tüm Avrupa’yı etkiledi. Roger’ın Palermo’da inşa ettirdiği saraylar  ve parklar, Arap  zevkinden etkilenmiştir  ve kısmen Arap mimari eserlerinin ve tesislerinin kalıntılarından  yapılmıştır. Bu eserler Sicilyalı Arap şairlere konu olmuş, onların beyitlerinde Roger, parkları ve saraylarıyla birlikte övülmüştür. Normanların Sicilya’da inşa etmiş oldukları kiliseler ve saraylar, doğrudan Sicilyalı Müslümanların etkileşimiyle Arap İslam mimarisi ile inşa edilmiştir.” (14)

Normanların hakimiyetindeki Sicilya’yı Alman felsefe doktoru  Sigrid Hunke, “Avrupanın Üzerine Doğan İslam Güneş”i adlı kitabında şöyle dile getiriyor; Normanlar, diğer Avrupa milletlerinden farklı olarak, İslam’a tolerans ve nezaket gösterdiler. Bu da onları diğer Avrupalılardan farklı bir yere koydu. Normanlar, Müslüman tebaaya Batılılara nazaran daha fazla müsamaha gösteriyordu. Ancak burada farklı olan şey mağlupların galiplere uyması değil, galiplerin mağluplara uyması söz konusuydu. Asil sınıfına ait kişiler Müslümanların giyim tarzını taklit ediyor, kadınlar Müslüman kadınlar gibi örtünüyor, moda olarak İslami tarzı benimsiyorlardı. Hayat tarzı olarak Müslümanlardan farklı olarak dini ayrımdan başka çok az şey vardı. Hatta kiliseye giderken bile Müslüman geleneğine göre giyinip kuşanmaları gelenek haline gelmişti. Hunke Almanya’da daha çok Arabist ve Doğu düşüncesine hayranlık duyan Yeni Sağ görüşlü bir yazar olarak bilinir. (15)

Kral  I ve II. William dönemlerinde de güçlü bir İslam tesiri Sicilya’da hakim olmuştur. Sicilya’da görülen  İslam etkisinin, Normanlardan sonra buraya hakim olan Alman Staufer -Hohenstaufen hanedanlığı döneminde de sürdüğü görülmektedir. Bu dönem, VI. Henri’nin 1194 yılında Sicilya’yı işgali ile başlamaktadır. Müslümanlar, bu dönemin başlarında büyük sıkıntılara maruz kalmışlardır. Ancak (1215-1250)  II. Friedrich’in tahta çıkmasıyla durum değişti. II. Frederich kendinden önceki Müslüman devlet adamlarını örnek alarak sarayını bilginlerle doldurmuş ve o çağın en güçlü kültürü olan İslam kültürünü ülkesinde yaymak için büyük çabalar harcamıştır. Sicilya’da  hristiyan hakimiyetindeki Müslümanlar için en parlak dönem  Kral II. Frederich  dönemi olmuştur.

Kaynakça

1.  Barbara M. Kreutz, Before the Normans: Southern Italy in the Ninth and Tenth Centuries. Philadelphia: University of Pennsylvania Press, 1996, p. 37-38. * Hilmar C. Krueger, L’emirato di Bari, 847-871, Published by: Medieval Academy of America , Vol. 41, No. 4 (October 1966), p. 761.

2.  Michele Amari, Storia dei Musulmani di Sicilia, Fırenze Felice Le Monnier, Vol. I (1854), Vol II (1858).  *  Michele Amari, Diplomi arabi del  Reale Archivio Fiorentino Testo originale con la traduzione letterale e illustrazioni (Floransa Kraliyet Arşivi’ndeki Arap vesikaları)  Asli metin ile tam tercüme ve resimler, Floransa (Fiorentino), 1863, ek 1867. * Edmond  Fagnan, Nouveaux textes historiques relatifs a l’Afrique du nord et a la Sicile, I-II, Palermo, Sicile, 1910. Kuzey Afrika ile Sicilya arasındaki ilişkileri gösteren belgelerden oluşur.  *  Akademik kaynaklardan ayrıntılı bir çalışma: Aziz Ahmad, A History of Islamic Sicily (Islamic Survey), Edinburgh University Press, Edinburgh 1975.

3.  The Encyclopaedia of Islam, (New Edition), “Şıkılliye” Vol. IX, Leiden 1996, p. 582-591.

4.  Mustafa Hizmetli, Sicilya Tarihinin Kaynakları; “Bir Bibliyografya Denemesi”, İSTEM, Yıl: 9, Sayı:17, 2011, s. 99-122.

5.  Mahmut H. Şakiroğlu, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, “Sicilya Maddesi, Vol.  37, TDV Yayınları,  Ankara 2009, s. 138.

6.  Umberto Benigni, The Catholic Encyclopedia, “Sicily”  Vol. 13. New York: Robert Appleton Company, 1912. (Online Erişim.)

7.  İbn Havkal’ın Gezi Notları hakkında İtalyan Oryantalist Francesco Gabrieli’nin çalışmalarına bakınız; Francesco Gabrieli, “Ibn Hawqal e gli arabi di Sicilia” (Ibn Hawqal ve Sicilya Arapları), Rivista degli Studi Orientali 36, No. 8, (1961), p. 245-253.; Gabrielli’nin kitabı; Francesco Gabrieli, Ibn Hawqal e gli Arabi di Sicilia, in: L’Islam nella storia, Bari, Dedalo, 1966, p. 57, 67. *  Abdurrahman Tlili, La Sicilia Descrita Della Penna De Un Autore Del X Secolo: Ibn Hawqal,  Sharq Al-Andalus, No: 6, Alicante 1989, p. 23-32.

8.   Michele Amari, Storia dei Musulmani di Sicilia, Fırenze Felice Le Monnier, Vol II (1858), p. 197. 242. 243. 244. 250. 253. 254. * Ibn-Haukal, Description de Palerme, nel Journal Asiatique, IV Série, Tomo V, 1845.  * Ibn-Haukal, Geografia, nella Biblioteca Arabo-Sicula, Testo, p. 11.

9.    Johs Pedersen, E.J. Brill’s First Encyclopaedia of Islam, 1913-1936, Vol. 5, “Masdjid”, (Editor: Martijn   Theodoor Houtsma), BRILL, Leiden 1993,  p. 325.

10.  David Abulafia, Frederick II: A Medieval Emperor, Oxford University Press, 1988, p. 26. * Geoffrey Dennis, John Murray, A Handbook for Travellers in Sicily, John Murray 1864, p. 25.

11.  http://www.bestofsicily.com/mag/art405.htm

12.   André  Miquel, La géographie humaine du monde musulman jusqu’au milieu du 11e siècle, Cilt 1, Paris 1967, s. 309. (Aktaran; Fuat Sezgin, İslam’da Bilim ve Teknik, Cilt 3, (Çeviri: Abdurrahman Aliy, Eckhard Neubauer), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş Yayınları, İstanbul 2008, s. 3.

13.   Michele Amari, Biblioteca Arabo-Sicula, Volume Primo, Ermanno Loescher,  Torino e Roma 1880.

14.   Guiseppe Bellaiore, Architettura in Sicilia Nelle età  Islamica e Normanna; 827-1194, A. Lombardi 1990, p. 24-26.

15.   Sigrid Hunke, Avrupa Üzerine Doğan İslam Güneşi, (Çevirmen: Servet Sezgin), Stutgart 1967, (Bedir Yayınevi, İstanbul 1972),  s. 19.

Kaynak:

Enis MERİÇ 

http://blog.radikal.com.tr/kultur-ve-sanat/italyada-bir-islam-medeniyeti-46799

http://enesmeric.blogcu.com/sicilya-islam-medeniyeti/1851483

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.